<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-34732574</id><updated>2011-04-21T17:58:46.071-07:00</updated><title type='text'>BASINDA YARGI HABERLERI 08.09.06 [METİN ÖZDERİN]</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://08eylul2006.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/34732574/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://08eylul2006.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Metin OZDERIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10121960027332376506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img240.imageshack.us/img240/8495/gdrg2.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>1</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-34732574.post-115874456665687200</id><published>2006-09-20T02:28:00.000-07:00</published><updated>2006-09-20T02:29:26.820-07:00</updated><title type='text'>08 EYLUL 2006 CUMA GUNLU GAZETELERDEN BASINDA YARGI HABERLERI</title><content type='html'>&lt;div&gt; &lt;/div&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;/p&gt;&lt;hr /&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;‘Türkiye’de  laikliğin yorum ve uygulanma sorunu var’&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yargıtay Başkanı Osman  Arslan’ın “Anayasa’da laikliğin tanımının bulunmadığı” yönündeki sözler,  dikkatleri yeniden laiklik tartışmasına çekti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anayasa hukukçusu Prof. Dr.  Ergun Özbudun, Arslan’ın “Devletin laik olması ilkesini benimseyenleri, dinsiz  olarak suçlamak ne kadar yanlış ise, Cumhuriyet’e, Atatürk ilkelerine bağlı olan  ve dininin gereklerini yerine getiren kişileri, çeşitli sıfatlarla suçlamak da  bir o kadar yanlıştır.” sözlerine destek verdi. Prof. Özbudun, sorunun laikliğin  Anayasa’da tanımlanmamasından değil, laiklik konusundaki farklı anlayışlardan ve  uygulamadaki yanlışlıklardan kaynaklandığını söyledi. Özbudun, “Türkiye’de aşırı  laik ve laiklik karşıtı olan her iki uçta da laiklik anlayışından yeterince  tatmin olmayan insanlar var.” diye konuştu. Hukuk ve Demokrasi Kurumu Başkanı  Avukat Nazlı Ergül de Yargıtay Başkanı’na destek vererek, laikliğin uluslararası  sözleşmelerle birlikte yorumlanmasının Türkiye'de yanlış uygulamalardan  kaynaklanan sorunları ortadan kaldıracağını söyledi. Ergül, Avrupa İnsan Hakları  Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmelerde din ve vicdan özgürlüğünün daha  geniş yer aldığını hatırlattı. Murat Aydın, Ankara&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;TGRT'nin satışında  hukuka aykırılık tespit edilmiş&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;TGRT’nin satışına onay  vereceğiz” diyen RTÜK Başkanı Zahid Akman’a tepki gösterirken, üye Şaban Sevinç,  “Kurul’da hiç kimsenin oyu Akman’ın cebinde değildir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(ANKA)-Radyo ve Televizyon Üst  Kurulu’nun (RTÜK) CHP’li üyeleri TGRT’nin satışında hukuka aykırılıklar olduğunu  savunurken, satışa onay vereceklerini açıklayan Başkan Zahid Akman’a “Kurul’da  hiç kimsenin oyu Akman’ın cebinde değildir” tepkisini gösterdi.&lt;br /&gt;TGRT’nin  satışına ilişkin ANKA’ya açıklama yapan RTÜK’ün CHP’li üyeleri Arif Erdol,  Mehmet Dadak ve Şaban Sevinç satışın hukuki yönünün incelenmesi gerektiğini  ifade ettiler. Öncelikle satışa ilişkin belgeleri tam olarak alınması hukuka,  yasa ve yönetmeliklere uygun olup olmadığının detayla bir şekilde incelenmesinin  önemini vurgulayan Sevinç, yasal başvuru evraklarının eksik olduğunu  belirtti.&lt;br /&gt;RTÜK Yasası’nın 29’uncu maddesinin ‘a’ fıkrasının medya yayıncılığı  yapan bir şirketin ticaret ve finans işleri yapamayacağı hükmünü içerdiğini, bu  nedenle Ahmet Ertegün ve yabancı ortakların bu tür işlerle ilgilenip  ilgilenmediğine bakılması gerektiğini kaydetti. Aynı maddenin ‘ı’ fıkrasında ise  ortak olan yabancı şirketin başka bir radyo ve televizyona ortak olamayacağına  ilişkin bir hüküm içerdiğini, bunun da Türkiye ile sınırlı tutulmadığını  söyledi. Tüm bunların incelendikten sonra karara bağlanması gerektiğini anlatan  Sevinç, RTÜK’ün “ön izin” verme yetkisinin bulunmadığını, nihai karar için satış  işleminin tamamlanması ve başvurunun yapılmasına dikkat çekti.&lt;br /&gt;Sevinç, özel  radyo ve televizyonların idari mali şartlar yönetmeliğinde, satış işleminin 30  gün içinde RTÜK’e bildirilmesi gerektiği hükmüne de dikkat çekerken, TGRT’nin  satışında bu hükme aykırı uygulama yapıldığını söyledi. İstanbul Menkul  Kıymetler Borsası’na TGRT’nin satışıyla ilgili 24 Temmuz 2006 tarihinde resmen  satışının yapıldığı yönünde basında haberler çıktığını kaydeden Sevinç, RTÜK’e  bildiriminin ise 31 Ağustos 2006 tarihinde gerçekleştiğini kaydetti. Sevinç,  bildirim konusunda 30 günlük süre sınırının aşıldığını kaydetti.&lt;br /&gt;Sevinç, RTÜK  Başkanı Zahid Akman’ın satışa izin verecekleri yönündeki açıklamasına da tepki  gösterdi. “Kurul’da hiç kimsenin oyu Akman’ın cebinde değildir” diyen Sevinç,  açıklamanın Kurul’un iradesi olmadığını Akman’ın şahsen oyunun rengini önceden  açıklaması olduğunu bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;AB patent avcıları  Türklerin peşinde&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye, AB'ye uyum nedeniyle  patent ihlallerinde Avrupa mahkemelerini yetkili kılınca 'köpekbalığı' denilen  AB'li hukuk firmaları Türk üreticilerin peşine düştü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye'de AB yasalarına uyum  gerekçesiyle patent ihlallerinde Avrupa mahkemelerini yetkili kılması Türk  firmalarında sıkıntı yaratıyor. Dedektif gibi çalışan ve köpekbalığı olarak  bilinen AB hukuk firmaları, Avrupa'da satılan ürünleri inceleyerek 'patent  ihlali yaptınız' diyerek Türk firmalara ceza ödetmeye çalıştıkları belirtiliyor.  AB ile yaşanan patent savaşları SABAH gazetesinin basın sponsorluğunu yaptığı  'Bilişim Zirvesi'nde masaya yatırıldı. Avrupa Birliği (AB) uyum yasaları  kapsamında çıkarılan kanunlar Türkiye'yi hazırlıksız yakaladı. Bu durumun  farkında olan AB firmaları köpekbalığı gibi çalışan hukuk firmalarına patent  takibi yaptırarak Türk firmalarına milyonlarca Euro ceza ödetmeye çalışıyor.  Uyum yasaları kapsamında çıkarılan kanunla Türkiye, patent ihlallerinde Avrupa  mahkemelerinin yetkili kılınmasını kabul ediliyordu. Şimdi Avrupalı firmalar  patent ihlallerine karşı casuslarını göndererek büyük Türk firmalarını kıskaca  almayı hedefliyor. Firmalar farkında olmadan patent ihlalinde bulunsalar bile  milyonlarca Euro patent ihlali cezalarına çarptırılabiliyor. Köpekbalığı adı  verilen firmalar özellikle patent takibi için kurulmuş hukuk firmaları takibi  istenen patentleri firmalar adına izliyor. Avrupa ve Amerikalı firmalar  oluşabilecek patent ihlallerine karşı bu tür firmalara patent haklarının  takibini veriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;BÜYÜMESİNİ  BEKLİYORLAR&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Takma adı "köpekbalığı" olan firmalar patent hakkı  ihlallerini takibe geçiyor. Bunun için elektronik, teksitil ve gıda konusunda  uzmanlarla patent konusunda ciddi çalışma yapmayan ülkeleri hedef seçiyor.  Patent ihlali olan ürünün önce üretilip piyasaya çıkmasını sonra üründen büyük  ölçüde satılmasından sonra mahkemeye başvuruluyor. Böylece soruşturma  açıldığında satılan ürün başına ceza ödendiği için rakam da o oranda büyük  oluyor. Paten hakkını takip eden hukuk firması elde edilen gelirden yüzde aldığı  için cezanın artmasını bekliyor. Avrupa'da orta ölçekli firmaların bu kısmı  cezaları ödeyemediği için iflas ediyor. Avrupa'nın televizyon ihtiyacının yüzde  60'ını karşılayan Türk elektronik sektörü de bu tehditle karşı karşıya. Büyük  firmalar önlem almaya çalışsa da ciddi tehdit altında olduklarını  belirtiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;TİMUR SIRT&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Koçak: Hukuk savaşı  veriyorum&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;AK Parti’den ihraç edilen Afyonkarahisar  Milletvekili Mahmut Koçak, kararın iptali istemiyle dava açtı. Koçak, “Öncelikli  amacım partiye dönüş değil, hukuk şavaşı veriyorum” dedi.&lt;br /&gt;NTV - Koçak, Ankara  5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı davanın dilekçesinde, ihracının, hem şekil  hem de usül açısından hukukun temel ilkelerine, Siyasi Partiler Kanunu ve parti  tüzüğüne aykırı olduğunu savundu.&lt;br /&gt;Koçak, partiden ihracına Başbakan Erdoğan  ile ilgili bazı gazetelerde yer alan beyanlarının neden olduğunu belirtti ve  Erdoğan’ın aynı zamanda kendisinin disiplin kuruluna sevk edilme kararını veren  Merkez Yürütme Kurulu toplantısına da başkanlık ettiğini hatırlattı.&lt;br /&gt;Bunun,  sevk işlemini usulsüz kıldığını ve bunun diğer işlemleri de sakatladığını iddia  eden Koçak, Başbakanı, “İhracı için disiplin kuruluna talimat vermekle” suçladı.  NTV’nin sorularını yanıtlayan Koçak, “Dava sonucuna göre tavrımı belirleyeceğim”  dedi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tesettürlü  Barbie’ler okul yolunda&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/384220.asp"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;http://www.ntvmsnbc.com/news/384220.asp&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İran ve Mısır’da çok satan ve üzerinde tesettürlü bebek resmi olan  okul çantaları Türkiye’de de satılmaya başlandı. Fulla adıyla piyasaya sürülen  çantalar, 7 YTL’ye satılıyor ve binlercesinin tükendiği belirtiliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;YASEMİN  ARPA&lt;br /&gt;NTV-MSNBC&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İSTANBUL - Üzerinde  “tesettürlü bebek” resminin bulunduğu okul çantaları, İran ve Mısır’dan sonra  Türkiye’de de satılmaya başlandı. Barbie bebek figürlü okul çantalarına  benzetilerek üretilen bu çantaların ön bölümünde başı siyah bir örtüyle kapanmış  bebek yer alıyor. Tesettürlü bebeğin adı “Fulla”... Fiyatı ise 7 YTL.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt; BİR KONTEYNER SATILDI,  DİĞERİ YOLDA&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Türbanlı bebek  figürlü çantalar, İstanbul Tahtakale’deki Korkmaz Saraciye adlı ithalatçı firma  tarafından satılıyor. Firmanın ortaklarından Hakan Korkmaz, çantaların  Türkiye’de yalnızca kendilerinde bulunduğunu iddia ediyor. Korkmaz, “Fulla  çantalar Çin’den ithal ediliyor ve dindar ailelerin ilgisini çekiyor. Bir  konteyner dolusu çanta sattık, bir konteyner da yolda” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;‘PARALAR BAŞI AÇIK  BARBIE’YE GİTMESİN’&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Bu sene yalnızca ilkokul birinci sınıflar için  üretilen tek bölümlü çantaları getirttiklerini söyleyen Korkmaz, seneye daha  geniş bir ürün yelpazesiyle tüketicilerin karşısına çıkacaklarını belirtti:  “Satışlar böyle giderse gelecek yıl kendi üretimimizi yapacağız. Çift bölmeli  çantalardan 200 bin adet üreteceğiz. Yanında beslenme çantası da olacak. Fakat  üzerine Fulla değil Ayşe yazacağız. Müslüman aileler, ‘Param açık Barbie’ye  gideceğine kapalı Ayşe’ye gitsin’ diye düşünürler.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt; ‘OKULDA SORUN  ÇIKMAZ’&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Hakan Korkmaz, türbanlı bebekli çantaların okullara girişinde  problem yaşanmayacağını düşünüyor: “Bu örtüyü türban diye düşünmezler, soğuk  havada başını örtmüş kız resmi diye düşünürler.”&lt;br /&gt;Fulla çantaların Çin’deki  üreticiler tarafından akıl edildiğini söyleyen&lt;br /&gt;Korkmaz, “Barbie veya başka  bir markanın isim hakkı vardır. Biz öyle işlere girmiyoruz. Kendi ismimizi  kullanıyoruz veya başka bir isim kullanıyoruz” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;’KAÇAK OLMA İHTİMALİ  YÜKSEK’&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Fulla çantaların içinde bulunan etikette “Made in China” yazıyor,  ancak hangi firma tarafından ithal edildiği belirtilmiyor. TÜKO- DER Genel  Başkanı Ali Er, “Yerli ya da ithal, her malın üzerinde üretildiği yer ve üretici  firma adının bulunması gerekir. İthalse, ürünün üzerinde distiribütörünün  telefonu ve adresinin yazması ve yanında Türkçe kullanma klavuzunun bulunması  şarttır. Etikette sadece ‘Made in China’ yazıyorsa bu çantaların kaçak olma  ihtimali yüksek. Zaten Çin mallarının büyük bir çoğunluğu kaçak yollarla  geliyor. Bazı ithalatçılar ’1000 tane çanta getirdim’ deyip 100 bin tane çanta  getiriyorlar” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;’FULLA MARKASININ PATENTİ  OLMAYABİLİR’&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;Türkiye’nin en büyük okul çantası üreticisi Hakan Çanta’nın  Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nabi Ümitvar da bu tür çantaların illegal  yollardan Türkiye’ye girdiğini söyledi: “Onlar esmer Barbie yapmışlar ve  başörtüsü takmışlar. Sözkonusu bebeklerin yüzü tıpatıp Barbie. Bu ürünlerin  Türkiye’ye nasıl ve hangi yolla girdiğini bilmiyorum, bunu biz de araştırıyoruz.  Daha üç gün önce bir konteyner mal yakalandı. Fulla bebeklerin İran’da  satıldığını biliyorum, ancak Fulla’nın Türkiye patenti var mı  bilemiyorum.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt; MISIR’DA EN ÇOK SATAN  BEBEK FULLA&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;Fulla bebekler Mısır’da en çok satan oyuncaklar arasında.  Üreticileri, piyasaya sürdükleri bu bebeklerin ‘Müslüman değerleri’ taşıdığı  için çok sattığını söylüyor. Tesettür içindeki Fulla adlı bebeğin kutusunda bir  de pembe seccade bulunuyor. Ülkede Batı’yı temsil eden Barbie bebekleri almak  istemeyen aileler, bunun yerine Fulla’yı tercih ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;  2003 YILINDAN BERİ  PİYASADA&lt;/u&gt;&lt;br /&gt; Fulla tesettürlü bebeklerin dünyadaki üreticisi NewBoy Design  Studio. Şirketin yöneticisi ise Favaz Abidin. Bebekler, ilk kez 2003 yılında  piyasaya sürülmüş.&lt;br /&gt; • Abidin, "Hem anne-babaların hem de çocukların  kendilerinden bir parça bulabilecekleri, ilişki kurabilecekleri bir ürünle  ortaya çıkmanız gerekiyordu. Fulla bu fikirle yola çıktı" dedi. Fulla henüz  bekar ve şimdilik Barbie'nin eşi Ken gibi bir eş üretilmesi düşünülmüyor. Ancak  bir doktor Fulla ve bir de öğretmen Fulla hazırlanması için çalışmalar devam  ediyor. Her iki meslek de kadınlar için saygın görevler olarak görülüyor.  Kahire'deki Toys 'R'Us mağazasının yöneticilerinden Tarık Muhammed de,  "Fulla'nın iyi satılmasının sebebi Arap değerlerine yakın olması. Ne kolu, ne  bacağı görünüyor" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anayasa Profesörü Kamalak,  Meclis’in tezkere kararını değerlendirdi&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Anayasa’ya  aykırı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Lübnan’a asker göndermeye  ilişkin ‘Meclis kararı’, Anayasa Mahkemesi’ne götürüldüğünde iptal edilebilecek.  Halkın büyük çoğunluğu ve muhalefetin karşı çıktığı karar için Cumhurbaşkanı,  anamuhalefet partisi CHP ve 110 milletvekilinin imzası ile Anayasa Mahkemesi’ne  iptal için dava açılabilecek.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anayasa Profesörü Mustafa  Kamalak, Lübnan’a asker gönderme kararının Anayasa’ya büyük aykırılıklar  içerdiğini açıklayarak, açılacak bir davada sözkonusu kararın iptal  edilebileceğini söyledi. Asker gönderme kararının yeni bir içtüzük ihdası  olduğunu kaydeden Kamalak, “Bu tüzük de özü itibariyle Anayasa’nın 92. maddesine  aykırıdır gerekçesiyle gidilir ve gerekçe de sağlam zemine oturtulursa Anayasa  Mahkemesi’nin iptal kararı vereceği kanaatindeyim” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;EBUBEKİR GÜLÜM / ANKARA &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Anayasa Profesörü Mustafa  Kamalak, Lübnan’a asker gönderme kararının Anayasa’ya büyük aykırılıklar  içerdiğini açıklayarak, Anayasa Mahkemesi’ne açılacak bir davada sözkonusu  kararın iptal edilebileceğini söyledi. Asker gönderme kararının yeni bir içtüzük  ihdası olduğunu kaydeden Kamalak, iptal için dava açmak için Cumhurbaşkanı,  Anamuhalefet partisi CHP ve imza koyan 110 milletvekilinin başvurabileceğinin  altını çizdi. Lübnan’a asker göndermeye ilişkin ‘Meclis kararı’, Anayasa  Mahkemesi’ne götürüldüğünde iptal edilebilecek. Halkın büyük çoğunluğu ve  muhalefetin karşı çıktığı asker göndermeye ilişkin meclis kararı için  Cumhurbaşkanı, anamuhalefet partisi CHP ve 110 milletvekilinin imzası ile  Anayasa Mahkemesi’ne iptal için davası açılabilecek.&lt;br /&gt;Konuya ilişkin  görüşlerini açıklayan Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak her ne kadar ‘Meclis  karar’larının yargı denetimi dışında olsa da  hukuk devletinde hiçbir merci,  makam ve işlemin yargı denetimi dışında tutulmaması gerektiğini  söyledi.&lt;br /&gt;“Hukuk devleti ilkesi bunu gerektirir” diyen Prof. Dr. Kamalak,  Anayasa Mahkemesi’nin daha önce, yurtdışına asker gönderme ile ilgili meclis  kararlarını denetleme yetkisi olmadığına ilişkin kararlar verdiğini  hatırlattı.&lt;br /&gt;Kamalak şöyle konuştu:&lt;br /&gt;“Ancak bunu oy çokluğuyla verdi. O  kararlarda, bir kısım üyeler muhalefet şerhi yazdı. Bana göre, muhalefet şerhi  yazanlar doğruyu söylüyorlardı. O tarihten bu yana Anayasa Mahkemesi’nde bir  kısım üyelerin düşünceleri değişmiş olabilir. Bir kısım üyeler emekli oldu.  Yerlerine yeni üyeler atandı. Bu üyeler de meclis kararlarının, hukuk devleti  ilkesi gereği yargı denetimi gerektiği düşüncesinde olabilir”&lt;br /&gt;Prof. Dr.  Mustafa Kamalak, Lübnan’a asker gönderme kararının yeni bir tüzük ihdası  olduğunu savunarak, “Bu tüzük de özü itibariyle Anayasa’nın 92. maddesine  aykırıdır gerekçesiyle gidilir ve gerekçe de sağlam zemine oturtulursa Anayasa  Mahkemesi’nin iptal kararı vereceği kanaatindeyim” dedi.&lt;br /&gt;Meclis tezkeresinde  özü itibariyle Anayasa’ya büyük aykırılıklar taşıdığını kaydeden Kamalak, “Evet  Türkiye Lübnan’a asker gönderecek, barış gücüne asker verecek. Ama ne kadar  asker verecek? Sanıyorum asker verme izninden çok göndereceği asker miktarı ve  hangi amaçla gönderileceği daha büyük önem taşıyor” dedi.&lt;br /&gt;BM’nin 15 bin  civarında asker gönderme kararını aldığını hatırlatan Kamalak, “15 bin askeri  gönderecek Türkiye mi gönderecek?” diye sordu. Tezkerenin içi doldurulmadığını  kaydeden Kamalak, “Metinde, sadece çerçeve çizilmiştir. Anayasa koyucunun,  sadece şekli şartların yerine getirilmesi sağlanması olamaz” dedi.&lt;br /&gt;1961  Anayasasının gerekçesi incelediğinde bu hususlara ayrıntılı ve özel bir şekilde  temas edildiğini hatırlatan Kamalak, 1982 Anayasası’nın 92. maddesi yapılırken  1961 Anayasasına gönderme yapıldığını kaydetti.&lt;br /&gt;Kamalak, “Biz bunu 2001  yılında Afganistan’a asker gönderilmesi kararına karşı açtığımız dava  dilekçemizde ayrıntılı şekilde izah etmiştik. Ancak yüksek mahkeme o talebimizi  oy çokluğu ile reddetti” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;Adalet Bakanlığı’nın  eğitim binasında ‘ölüm orucu’ eylemi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Baro başkanlığı seçiminde  ulusalcı derneklerin desteğini alan İstanbul Barosu yönetiminin düzenlediği  sempozyumda ölüm orucu eylemi yapıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul Barosu,  Bahçelievler’deki Adalet Bakanlığı Çok Amaçlı Eğitim Merkezi’nde Adalet Bakanı  Cemil Çiçek’in de davet edildiği bir sempozyum düzenledi. ‘Hukuk Felsefesi ve  Sosyolojik Bakışlar’ başlıklı sempozyumun açılış konuşmasını Baro Başkanı Kazım  Kolcuoğlu yaptı. Kolcuoğlu’nun konuşması sırasında salona gelen bir grup avukat,  Avukat Behiç Aşçı’nın F tipi cezaevlerine karşı sürdürdüğü ölüm orucu eylemine  ilişkin bildiri dağıttı. Avukatlar, daha sonra merkezin önünde toplanarak ölüm  orucuna ilişkin basın açıklaması yaptı. Kendilerini ‘Tecride Karşı Dayanışma  Komitesi’ olarak adlandıran avukatlar, ‘Avukat Behiç Aşçı 156 Gündür Tecrite  Karşı Ölüm Orucunda’ yazılı pankart açtı. Grup adına basın açıklaması yapan  Nazan Yaman, Aşçı’nın eylemiyle Adalet Bakanlığı’nın F tipi cezaevlerinde  yaşanan tecrit sorununun çözümü için somut adım atmasını ve ölüm oruçlarının  durdurulmasını sağlamayı amaçladığını belirtti. Ulusalcı kimliğiyle tanınan baro  başkanı Kazım Kolcuoğlu’nun ölüm orucu açıklamasına karşı çıkmaması üzerine baro  yönetiminden bazı avukatlar tepki gösterdi. Deniz Aydın, İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Yargı  siyasallaşmamalı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Halkın değerlerine uzak, katı  ideoloji mensuplarının, yargıya olan “toplumsal güven”in kaybolmasına sebep  olduğunu vurgulayan Av. Hüsnü Tuna, “Hukuk kurumları ve yargının siyasallaşmayı  kaldırması mümkün değildir” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yeni adlî yılın başlangıcı  dolayısıyla bir açıklama yapan Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Hüsnü Tuna,  2006-2007 dönemi adlî yılının da geçtiğimiz yıllar olduğu gibi dünyada ve  ülkemizde bir çok hukuk dışı uygulamaların gölgesinde başladığını  vurguladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Özellikle İşgaller ve  soykırım niteliğinde devlet terörünün hüküm sürdüğü uygulamalar, işkenceler,  uluslar arası ölçekte hak ihlâlleri ve göçler, açlık, sefalet bu yıl da artarak  hüküm sürmektedir” diyen Tuna, küresel ölçekte işgal ve terör uygulamalarıyla  dünyayı yaşanmaz hale getirenlerin yerel ölçekte karışıklıklar çıkarmayı da  ihmal etmediğini söyledi. Yaptığı yazılı açıklamada, “Ne zaman İsrail ve ABD’nin  menfaatleri sekteye uğrasa Ülkemizin her hangi bir yanında suni olarak  geliştirilen terörist eylemlerle ülke insanı taciz edilmekte, birçok insanın  canı yakılmaktadır” ifadelerine yer veren Tuna, gerek bu terör olayları gerekse  çetelerle mücadele etmeye çalışan yargı mensuplarının engellendiğine, meslekten  ihraç edildiğine dikkat çekti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;YARGI, DÜZENİN TEMEL  &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;DAYANAKLARINDANDIR&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yargının, toplumsal düzenin en  temel dayanaklarından biri olduğuna dikkat çeken Tuna açıklamasında, “Böyle bir  önemi olan yargının, özellikle de Yüksek Yargının kendisini siyasî bir muhalefet  konumunda gördüğü talihsiz bir dönemi yaşamaktayız. Yürütme, Mahkeme kararları  ile adeta hareket edemez duruma getirilmektedir. Yargı, kanun, yönetmelik,  kararnamelerin iptali ile ilgili kararları ile siyasi ve ideolojik bir tavır  sergilemektedir” ifadelerine yer verdi. Yargının, halkın iradesine uygun karar  vermemesi durumunda adalete güvenin sağlanamayacağını vurgulayan Tuna,  Cumhurbaşkanının, halkı ile kavgalı kişileri önemli mevkilere atayarak kurumları  halkla karşı karşıya getirmesinin yanlışlığına da değindi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Açıklamasında Danıştay’a  yapılan saldırıyı hatırlatan Tuna, “Başörtüsü yasağının kalkmasına yönelik  taleplerin yükseldiği bir dönemde işlenen bir cinayetin başörtüsü nedeniyle  işlendiği yönünde ortaya atılan komplolar ile ülkede olağanüstü hal ortamı  oluşturulmak istenmiş, böylelikle halkın iradesi atanmışların iradesinin  hakimiyetine alınmak istenmiştir” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;GÜZEL İŞLER DE  YAPILIYOR&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hukukçular Derneği Başkanı  Tuna, açıklamasını, bütün olumsuz tablolara rağmen güzel işlerin de yapıldığını,  geçtiğimiz günlerde kurulan “Uluslar arası Hukukçular Birliği”nin bunlardan biri  olduğunu belirterek sürdürdü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;TCK GERİYE GİDİŞ ANLAMINI  TAŞIYOR&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tuna, adlî yıl başlangıcı  dolayısıyla yaptığı açıklamada TCK hakkında da eleştirilerde bulundu. “Çıkar  grupları ve çetelere karşı etkin bir kanuni düzenleme bulunmazken, Terörle  Mücadele Kanunu hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur. Bu kanun özellikle  hazırlanış biçimi ile bir çok tepkileri üzerine çekmiş, sivil toplum  örgütlerinin kanunun şekillenmesindeki etkisi en aza indirgenmiştir” diyen Tuna,  kanunun halk ve halkın dini inanç ve değerleri ile mücadeleyi amaçladığını ve  eskiden geriye gidiş anlamını taşıdığını ifade etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yeni Asya /  İSTANBUL&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;08.09.2006 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;‘DEP delillerinin  imhası skandal’&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;Kapatılan DEP'in eski milletvekili Orhan Doğan,  yeniden yargılandıkları davada, delil niteliğindeki kasetlerin yok edilmesinin  ”büyük bir skandal” olduğunu ileri sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Doğan, “Böyle bir durum  Japonya'da yaşansaydı Japon Adalet Bakanı harakiri yapmaz ama 15 yıl ceza alan 4  milletvekilinin yargılandığı davanın delillerinin yok edilmesi karşısında istifa  ederdi” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;DEP eski milletvekilleri Leyla  Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Selim Sadak'ın yeniden yargılandıkları davaya  Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Davanın bugünkü duruşmasına  Selim Sadak ve Orhan Doğan ile DEP'lilerin avukatları Yusuf Alataş ile Nuri  Özmen katıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mahkeme heyetine başkanlık  eden Ramazan Aksan, önceki duruşmada tanık olarak dinlenilmesine karar verilen  kişilerin adreslerinin tespit edilemediğini bildirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Avukat Alataş, Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesinin kararından sonra başlanan yeniden yargılama aşamasında lehe  olanın, sadece müvekkillerinin tahliyesi olduğunu belirterek, diğer unsurların  müvekkillerinin aleyhine işlediğini savundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yeniden yargılama sürecinde  5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) yürürlüğe girdiğini ve bu kanunun  müvekkilleri lehine düzenlemeler getirdiğini ifade eden Alataş, bu yasaya göre  uyarlama yapıldığında müvekkillerinin cezaevinde kaldığı sürenin cezanın  tamamını karşıladığını, yasal kısıtlılıkların bile sona erdiğini ileri sürdü.  Alataş, hükümlüler yönünden hak yoksunluklarının sona erdirilmesi için bir an  önce yargılamanın bitirilmesini talep etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Avukat Nuri Özmen de Avrupa  İnsan Hakları Mahkemesinin yargılanma yetkisi göz önüne alındığında, yargılama  bitmeden delil niteliğindeki kasetlerin imha edilmesinin hukuka aykırı olduğunu  söyledi. Özmen, kasetlerin bu aşamada delil sayılamayacağını öne  sürdü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Orhan Doğan da geçen  celselerde dinlenilmesine karar verilen tanıkların savunma tanığı oldukları için  dinlenilmelerinden vazgeçilmesini talep etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Suç delili kasetlerin imha  edilmesini eleştiren Doğan, kasetlerin infaz tamamlanıncaya kadar saklanması  gerektiğini söyledi. Doğan, “Böyle bir durum Japonya'da yaşansaydı Japon Adalet  Bakanı harakiri yapmaz ama 15 yıl ceza alan 4 milletvekilinin yargılandığı  davanın delillerinin yok edilmesi karşısında istifa ederdi” diye  konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yeni TCK'ya göre kendi  açısından infazın 2 Eylül 2001 tarihinde tamamlandığını, ancak yasal kısıtlılık  halinin devam ettiğini anlatan Doğan, bu durumun mağduriyetine neden olduğunu  öne sürerek, yargılamanın sona erdirilmesini talep etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Selim Sadak da söz konusu  davada TBMM'de yaptığı konuşmalar ve yurtiçi gezileri nedeniyle yargılandığını  belirtti. Güneydoğuda kan davalı aşiretleri barıştırmak için çaba harcadığını,  ancak bu hareketinin terör örgütü PKK'nın faaliyeti gibi gösterildiğini ifade  eden Sadak, “Ben barış için çalışıyorum, cezaevinden çıktıktan sonra ellinin  üzerinde aşireti barıştırdım” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sadak da yeni TCK'ya göre  infazının tamamlandığını ifade ederek, yasal kısıtlılıkların kaldırılmasını ve  yargılamanın bir an önce tamamlanmasını istedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mahkeme Başkanı Aksan,  talepler doğrultusunda tanıkların dinlenilmesinden vazgeçildiğini belirterek,  dava dosyasının esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet  Savcısına verilmesine karar verildiğini açıkladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;DAVA SÜRECİ&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ankara, 1 No'lu DGM, 1994  yılında eski milletvekilleri Zana, Dicle, Sadak ve Doğan'ı, terör örgütü PKK'nın  liderlerinden aldığı emir ve talimatlar doğrultusunda ülke içinde ve dışında  yoğun bölücü faaliyetlerde bulundukları gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu'nun  “yasadışı örgüt üyeliği” fiilini düzenleyen 168 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele  Kanununun “ceza artırımını düzenleyen 5. maddesi uyarınca 15'er yıl ağır hapis  cezalarına mahkum etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;DEP'lilerin temyiz başvurusunu  inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, kararı onadı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AİHM'nin “ihlal” kararı  üzerine kapatılan DEP'in eski milletvekilleri, 28 Mart 2003 tarihinde Ankara 1  No'lu DGM'de yeniden yargılanmaya başladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;DGM, 21 Nisan 2004 tarihinde  ilk kararı tasdik etti. DEP'lilerin bu kararı temyiz etmesi üzerine dosyanın  gittiği Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 9 Haziran 2004 tarihinde tahliye kararı verdi,  yerel mahkemenin kararını da bozdu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dava, kapatılan Ankara 1 No'lu  DGM'nin yerine kurulan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam  ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" style="margin-top: 10px; margin-bottom: 5px;" align="justify"&gt; &lt;div class="subject"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Uzlaştırma Kurulu iki tarafı da  dinledi&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ANKARA - Uzlaştırma  Kurulu, memur sendikaları ve konfederasyonları ile hükümet arasındaki toplu  görüşmelerin anlaşmazlıkla sonuçlanmasının ardından başvuruda bulunan Türkiye  Kamu-Sen ve Memur-Sen yetkilileri ile kamu kesimini dinledi. Çalışma ve Sosyal  Güvenlik Bakanlığı’nda bulunan Uzlaştırma Kurulu’na, ilk olarak Memur-Sen heyeti  geldi. Memur-Sen Genel Teşkilatlandırma Sekreteri ve Bem-Bir-Sen Genel Başkanı  Mürsel Turbay, görüşmenin ardından Bakanlıktan ayrılırken yaptığı açıklamada  Kurul üyelerine, “kamu çalışanlarının toplu sözleşme ve grev hakkı bulunduğunu”  anlattıklarını, bu hakkın kullanımında ortaya çıkan sıkıntıların giderilmesi  gerektiğini ifade ettiklerini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Asgari geçim haddi&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;En  düşük memur maaşının 1000 YTL olması gerektiğini ifade eden Turbay, ayrıca kamu  çalışanları arasındaki ücret adaletsizliğinin giderilmesi gerektiğini vurguladı.  Turbay, bundan sonra izleyecekleri tavrı, Uzlaştırma Kurulu ve ardından  hükümetin ortaya koyacağı tutuma göre belirleyeceklerini kaydetti. Türkiye  Kamu-Sen Toplu Görüşme Sekreteri ve Türkiye Ulaşım-Sen Genel Başkanı Nazmi Güzel  de 2002 yılından bu yana Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) yüzde 100, toplanan  vergilerin yüzde 78.8 arttığını, buna karşılık memur maaşlarına yapılan zammın  yüzde 40’ta kaldığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Hedefle uyuşmuyor&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Güzel, geçen  yıl, yüzde 5 olarak belirlenen enflasyon hedefi doğrultusunda en düşük memur  maaşına 135 milyon liraya karşılık gelen yüzde 19.9 oranında zam yapıldığına  dikkati çeken Güzel, gelecek yıl yüzde 7’nin üzerinde gerçekleşeceği tahmin  edilen enflasyon karşısında 83 YTL’lik zam önerilmesini anlayamadıklarını dile  getirdi ve en düşük memur maaşının 1023 YTL olması yönündeki taleplerini  tekrarladıklarını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Karar Bakanlar Kurulu’nun&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Kamu  İşveren Kurulu temsilcisi olarak Kurul ile görüşen Maliye Bakanlığı Müsteşarı  Hasan Basri Aktan da Bakanlıktan ayrılırken yaptığı açıklamada,  konfederasyonlara sundukları teklifle ilgili bilgi verdiklerini, yeni bir  teklifte bulunmadıklarını ifade etti. Tarafları dinleyen Uzlaştırma Kurulu,  çalışmalarını bir rapor haline getirdikten sonra taraflara sunacak. Tarafların  bu rapor doğrultusunda yeniden bir araya gelerek uzlaşma zemini aramaları  bekleniyor. Memur maaşlarına gelecek yıl yapılacak zam konusunda son kararı  Bakanlar Kurulu verecek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Erdoğan'ın  suikastçısı mahkemede&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kütahya'da Başbakan Erdoğan'a  suikast girişiminde bulunan zanlı Mustafa Bağdat, olayın gerçekleştiği tarihin  sene-i devriyesine 4 gün kala mahkemeye çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kütahya'da Başbakan Recep  Tayyip Erdoğan'a suikast hazırlığı yaptığı iddiasıyla yakalanarak tutuklanan ve  Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan şüpheli Mustafa Bağdat (33), olayın  gerçekleştiği tarihin sene-i devriyesine 4 gün kala tekrar mahkemeye  çıkarıldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Duruşmaya Kütahya Ağır Ceza  Mahkemesi Başkanı Muzaffer Karadağ izinli olması nedeniyle katılmazken, mahkeme  heyetinin duruşma için ileri bir tarihe gün vermesi bekleniyor. Mahkemeye  Bağdat'ın avukatı Ankara Barosu'ndan Burcu Hatice Güngör de katıldı. Bağdat'ın  bundan sonraki karar duruşmasında durumunun netleşmesi bekleniyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şüpheli Mustafa Bağdat,  2005-2006 eğitim öğretim yılının açılışı için 12 Eylül 2005 tarihinde Kütahya'ya  gelen Başbakan Erdoğan'ı tasarlayarak öldürmeye teşebbüs hazırlığında olduğu  iddiasıyla tutuklanmıştı. Olayla ilgili olarak hazırlanan iddianamede, ilk  olarak 28 Ekim 2005'te Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Bağdat için  Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 82. maddesine göre adam öldürmeye teşebbüs suçundan  13 ile 20 yıl arasında ve ayrıca ruhsatsız silah taşımaktan da 6 ay ile 2 yıl  arasında hüküm giymesi talebinde bulunulmuştu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Düğünde havaya  ateşe 80 bin YTL ceza&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kırıkkale'nin Delice ilçesinde 2 eylülde bir  düğünde havaya ateş açan kişiye, çıkartıldığı mahkemece 80 bin YTL ceza verildi.  Balıkesir'in Sındırgı ilçesinde düzenlenen düğünde de, havaya ateş eden bir  polis, bir kadını kolundan yaraladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Delice'nin Büyükyağlı  beldesinde geçtiğimiz hafta bir düğünde havaya ateş açıldığı gerekçesiyle  jandarma ekiplerince soruşturma başlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan soruşturma  kapsamında, düğünde havaya ateş açan kişinin A.A. olduğu  belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jandarmada sorgusu tamamlanan A.A., bugün Delice  Adliyesi'nde savcılıktaki ifadesinin ardından hakim karşısına  çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkeme, A.A'ya 'meskun mahalde silah kullandığı ve halkın can  güvenliğini tehlikeye attığı' gerekçesiyle 80 bin YTL ceza verdi. Yetkililer,  zanlının para cezasının ödememesi halinde iki yıl hapis yatacağını  belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balıkesir'de polis bir kadını yaraladı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Balıkesir'in  Sındırgı ilçesinde düzenlenen düğünde de, havaya ateş eden bir polis memuru, bir  kadının kolundan yaralanmasına neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Polis memuru Y.Ö., ilçeye  bağlı Yusufçam köyünde düzenlenen düğünde, 'gelin alma' töreni sırasında havaya  ateş etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mermilerin bitip bitmediğini kontrol etmek isteyen Y.Ö.'nün,  aşağı doğru tuttuğu tabancasının tetiğine basması sonucu silahtan çıkan kurşun,  yere atılan şekerleri toplamaya çalışan Ayşe Öztürk'ün koluna isabet  etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaldırıldığı hastaneden taburcu edilen Öztürk, polis memurundan  şikayetçi olmazken, gözaltına alınan Y.Ö. serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serseri  kurşunlar can alıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de sadece bu yıl içinde onlarca kişinin  ölümüne yol açan serseri kurşunlar bu ay içinde ölüm ve yaralanmalara yol  açmıştı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Denizli:&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Denizli'nin Çivril ilçesine bağlı Kıralan  beldesinde İbrahim Çal-İmmühan İnaslan çiftinin düğüne katılan 22 yaşındaki  genç, damadın teyzesinin oğlu Hasan Özarı ile havaya ateş etmeye  başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özarı'nın arkasında bulunan genç, kısa namlulu av tüfeğine  fişeği yerleştirdi, ancak namluyu kapattığı sırada tüfeğin ateş alması sonucu  Özarı ensesinden yaraladı. Ağır yaralanan Özarı, ambulansla hastaneye  götürülürken yolda öldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Isparta:&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Gelendost ilçesinde yapılan  bir köy düğününde havaya ateş açan polis memurunun tabancasından çıkan kurşun,  düğünde şarkı söyleyen 24 yaşındaki gencin boynuna isabet etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç  şarkıcı kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Jandarma ekipleri, polis  memuru ile düğünde rastgele havaya ateş açan damadın dayısını gözaltına  aldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;Kütahya:&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Tavşanlı  ilçesinde düğünde av tüfeğiyle ateş eden bir kişi, ikisi çocuk üç kişinin  yaralanmasına neden oldu. Olaydan sonra jandarma tarafından gözaltına alınan  zanlı, sorgulamasının tamamlanmasının ardından, sevk edildiği nöbetçi mahkemece  tutuklandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Afyonkarahisar:&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Çakır köyünde yapılan bir düğünde  rastgele ateş açan bir kişi, yaşları 6 ile 13 arasında değişen 4'ü çocuk, 6  kişinin yaralanmasına yol açtı. Gözaltına alınan zanlı çıkarıldığı mahkemece  tutuklandı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Çakıcı: İpimi  çekerlerse konuşurum&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Avusturya’da yakalandıktan  sonra Türkiye’ye iade edilen çıkar amaçlı suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı’nın  yargılanmasına İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Türkbank  ihalesine fesat karıştırmakla suçlanan Çakıcı, duruşmada sık sık Mahkeme Başkanı  Ertuğrul Kubilay’la polemiğe girdi. Türkbank ihalesi sebebiyle bir hükümetin  yıkıldığını hatırlatan Çakıcı, kendisinin hâlâ yargılanmasına bir anlam  veremediğini söyledi. Siyasetçileri üstü kapalı tehdit ederken, “Yürekleri  yetiyorsa çeksinler ipimi. O zaman konuşup Türkiye’yi ayağa kaldıracağım.”  dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul 6. Ağır Ceza  Mahkemesi’ndeki duruşma için Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden getirilen sanık  Çakıcı, savunmasını yapmak üzere söz verildiğinde gündemdeki konular hakkında  konuşmaya başladı. Mahkeme Başkanı Ertuğrul Kubilay’ın ‘Burası güncel konuların  yeri değil’ uyarısı üzerine Çakıcı, “Bu dava nedeniyle bir hükümet devrildi. Bir  adam yok oldu. Seçim konjonktürü değişti. Siz de beni yargılıyorsunuz.”  ifadelerini kullandı. Kendisi dışındaki insanların adil yargılandığını söyleyen  Çakıcı, herkesin suç işleyebileceğini, suç işlemenin alışkanlık haline bile  gelebileceğini; ancak mahkemelerin ve yasaların herkese eşit yaklaşması  gerektiğini ifade etti. Çakıcı, mahkeme başkanına, “Ben şov yapmıyorum. Bu dava  yüzünden hükümet düşmedi mi?” diye sordu. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Biz  soru sorulacak makam değiliz.” cevabını verdi. Çakıcı ise “Peki ben kime soru  soracağım? Benim hakkımı mahkeme değilse kim arayacak? Nurettin Ak (eski  İstanbul 1 No’lu DGM başkanı) beni zaten bitkisel hayata bağladı.” diye  konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Devletten kimsenin hesap  soramayacağını, cezasının 7 yılını yattığını ifade eden Çakıcı, şöyle devam  etti: “Yargılıyorsanız yargılayın. Ben ifade vermiyorum. Yalakalık yapmak için  kavanozun ağzındaki balı almam. Peteğin içine dalar, gerekirse yok olurum.  Verilecek karar adil olsun diyorum.” Karagümrük baskını davasından, uluslararası  hukuk tanınmadan 16 yıl 8 ay ceza aldığını hatırlatan Çakıcı, şunları söyledi:  “İstiyorum ipimi çeksinler. Bu millete karşı son bir görevim var, onu yerine  getireyim. Namus sözü veriyorum, yerine getirmezsem Allah oğlumu elimden alsın.  O zaman konuşup Türkiye’yi ayağa kaldıracağım.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mahkeme heyetinin ara karar  için salondan ayrılması üzerine duruşmayı izleyen gazetecilere açıklamalarda  bulunan Çakıcı, kimseyi tehdit etmediğini, ‘bitmiş, külleri bile kalmamış  hükümetlerle bir işinin olmayacağını’ söyledi. Çakıcı, “Laf alanın, söz ortanın.  Damarlarında Türk kanı olan herkesin bu millet için yapacağı bir iş var. O işin  ne olduğunu yaptığım zaman görürsünüz.” diye konuştu. MİT’le bir bağlantısının  olmadığına, Türk milletine karşı yapması gereken bir hizmet bulunduğuna vurgu  yapan Çakıcı, şöyle devam etti: “Güçleri yetiyorsa beni öldürsünler cezaevinde.  Yürekleri yetiyorsa çeksinler ipimi. Kapalı bir odada kalıyorum. Şu anda güç  onların. İstedikleri gibi gelebilirler. Ankara’da Türkiye’nin kaderi ile  oynayanlar için konuşuyorum.” Aranın ardından mahkeme heyeti, Mesut Yılmaz’ın  Yüce Divan’da yargılandığı Türkbank davasının gerekçeli kararının beklenmesine  ve sanık avukatlarının taleplerinin incelemeye alınmasına karar vererek  duruşmayı erteledi. Deniz Aydın, İstanbul&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;‘Nazi benzetmesi’  mesnetsiz, kanundaki yetkiyi kullanıyoruz&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bankacılık sektörünü  düzenleyip denetlemekle görevli kurum ile batık bankaların alacaklarını tasfiye  etmekle yükümlü kuruluş, ‘Nazi’ benzetmesine tepki gösterdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Barolar Birliği Başkanı  Özdemir Özok’un adli yılın açılışında yaptığı, “Yasal olanakları arkasına alan  BDDK ve TMSF, Nazi Almanya’sında dahi olmayan yetkileri hukukilik anlamında  değil, kanunilik anlamında acımasızca kullanıyor.” şeklindeki ithamına karşı  cevap hakkını kullanan her iki kurumun yöneticisi, kendilerine insafsızlık  yapıldığını düşünüyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK)  yasalarla kurulduğunu ve idari işlemler yürüttüğünü belirten Başkan Tevfik  Bilgin, “Biz kanunların bize yüklediği görevleri yerine getirmekle mükellefiz.  Aksi bir durum düşünülemez.” ifadelerini kullandı. Yaptıkları işi, ‘geçmişte  yapılan hataların, yanlışlıkların kötü mirasını temizlemeye yönelik faaliyet  göstermek’ diye tarif eden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Ahmet Ertürk  de “Çok ince hırsızlık yöntemleriyle vatandaşın cebinden yürütülen paraları,  kamu alacaklarını tahsil ediyoruz. Çünkü tabi olduğumuz kanun bize bunu  emrediyor.” diyerek eleştiriye karşılık verdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kanunların Anayasa  Mahkemesi’nin denetimine tabi olduğuna dikkat çeken Bankacılık Üst Kurulu  Başkanı Bilgin, bu gibi çıkışlarla kamu adına önemli görevler yürüten kurum  çalışanlarının moral-motivasyon değerlerinin altüst edildiğini söyledi. Bilgin,  “Üst üste koyduğumuzda önemli görevleri yerine getiren kurumların muhtelif  benzetmelerle motivasyonlarının olumsuz yönde etkilenmemesi gerekir.”  değerlendirmesinde bulundu. Kurul olarak aldıkları bütün kararların yargı  denetimine tabi olduğunun altını çizen Tevfik Bilgin, şunları söyledi: “BDDK  adalet dağıtan bir kurum değildir. Sadece tespitlerde bulunur. Son karar mercii  yargıdır. Ancak, bankacılıkta bir dönem olmayan sermayelerle sermaye artıran,  krediler dağıtan, back to back ve off-shore gibi işlemleri bankacılık  literatürüne sokan, bir anlamda bankacılık ahlakımızı bozan kişi ve kurumlara  karşı her türlü tedbiri almada kanunların verdiği izin çerçevesinde yetkimiz  olduğunu da belirtmek isterim.” Bankacılık Üst Kurulu’nda olduğu gibi  kendilerinin de yargı denetimine tabi olduklarını belirten Fon Başkanı Ahmet  Ertürk, “Kimse bizim uygulamamıza ‘Anayasa’ya uygun denetim yapılmıyor’ diyemez.  Bizim aldığımız kararlarda yargısal denetim var. Biz başına buyruk çalışmıyoruz.  Bir yanlışlık varsa yargı bunu düzeltir.” dedi. Ertürk, kendilerine kanunla bazı  yeni haklar tanınmasını da “Geçmiş dönemlerde mevcut hukuk sisteminin gözü  önünde bir dizi hırsızlıklar cereyan etti. Ancak yeni bir yasal çerçeve ile  bunun üzerine gidilebilir. Bunun nasıl yapılacağı da kanunlarla bellidir.”  şeklinde izah ederken, uygulamalarının hiçbirinde yasal yolların dışına  çıkmadıklarına vurgu yaptı. Fonun ülkeye on milyar dolarlara mal olan  yolsuzluklardan kaynaklanan kamu alacağını tahsile çalıştığını kaydeden Ertürk  ise şu değerlendirmeyi yaptı: “Geçmişte yapılan hırsızlıkları, hukuk adamlarının  hoşgörüyle karşılaması doğru değil. Bizim önümüzde de yasa var ve biz bunu  uygulamakla mükellefiz. Bugüne kadar TMSF’nin ilgi alanına giren hiçbir borçlu,  ‘Benim borcum yok, ama TMSF alacak tahsil ediyor’ demedi. Aleyhimize çıkan karar  olursa buna saygılıyız. Geçmiş dönemlerde aleyhimize bir iki karar da çıktı,  ancak tüm yapılanları toptan karalamak doğru bir yaklaşım değil.”&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;08.09.2006&lt;br /&gt;Ercan  Baysal&lt;br /&gt;Ankara &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Suç önleme  projeleri: Görünmez kalem, ayak izi, kontrol bende...&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Antalya Emniyet Müdürlüğünce,  suçu önlemek amacıyla 2 yılda 21 ayrı projenin hayata geçirildiği  bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AA muhabirinin Antalya  Emniyet Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgiye göre, 2003 yılında ''Toplum  Destekli Polislik Hizmeti'' ana başlığı altında, ilk olarak ''Komşu Kollama  Sistemi'' gündeme geldi. Projeyle sitelerde yaşayanların komşularını  tanımalarını ve bu şekilde evlere giren çıkan yabancıların daha kolay şekilde  kontrol altına alınması amaçlanıyor. Yetkililer, otomobillerden hırsızlıkların  önlenmesi amacıyla da otomobillerin ön camına, ceza makbuzu görünümünde uyarı  yazısı bırakılmasının olumlu sonuçlar verdiğini bildirdiler. Daha sonra ''Ayak  İzi'', ''Gizli Kamera Çekimleri'', ''Görünmez Kalem'', ''Sokakların  Aydınlatılması'', ''Polis Düdüğü'', ''Semt Pazarları'', ''Suç Hudutları'', ''Suç  Önleme Klipleri'' projelerinin uygulandığını belirten yetkililer, son olarak da  orta yaş otomobil sürücülerinin dikkatini çekmek amacıyla ''Kontrol Bende''  projesinin hayata geçirildiğini söylediler.Yetkililer, bu proje kapsamında oto  hırsızlıklarını önlerken toplumun da&lt;br /&gt;desteğinin alınması sağlamak amacıyla  orta yaş ve üstü kişilerce kullanılan otomobillere ''Kontrol Bende'' adlı  logolar yapıştırıldığını ifade ettiler.&lt;br /&gt;Hayata geçirilen projelerin  Türkiye'deki birçok ilin yanı sıra ABD, Kanada,Almanya, İngiltere, İspanya gibi  ülkelerin polis teşkilatlarına örnek olduğunu&lt;br /&gt;bildiren yetkililer, ''Toplum  Destekli Polislik'' projesinin ana amacının soruna toplumu dahil etmek olduğuna  dikkati çektiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;-SUÇ ANALİZİ PROJESİ-&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Projeler kapsamında suç  analizi çalışması da başlatıldığını belirten yetkililer, Akdeniz Üniversitesi  Biyoistatistik Bölümü öğretim üyelerinin de katkılarıyla Antalya'daki suçlar ve  suçluların analizini çıkarmaya başladıklarını bildirdiler.&lt;br /&gt;Bu çalışmada daha  çok sayıda suç işlenen bölgeler, suçların işleniş şekli, kimlerin ne suç  işlediği, hangi suçların yoğunlukta işlendiği bilgilerinin bilimsel olarak rapor  haline getirildiğini ifade eden yetkililer, çalışmayı daha etkili hale getirmek  amacıyla 2 yıl geriye giderek Antalya E Tipi Kapalı Cezaevinde yatan suçluların  da suç profilini çıkartarak, sonraki dönemde yaşanabilecek suçların önlenmesini  amaçladıklarını vurguladılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;-250 BİN DOKÜMAN VE  MALZEME DAĞITILDI-&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Antalya Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmetler  Şube Müdürlüğünce, projeler kapsamında 10 bin görünmez kalem, komşu kollama  sistemine ilişkin 50 bin yapışkan&lt;br /&gt;etiket, 50 bin sahte ceza makbuzu olmak  üzere 250 bin adet malzeme, broşür, tanıtım kitapçığı dağıtıldığı da  belirtildi.&lt;br /&gt;Yetkililer, polisin, bu projeleri tanıtmak amacıyla düzenlediği  toplantılarda, 120 bin kişiyle yüz yüze görüşüldüğünü bildirdiler. Antalya  Emniyet Müdürlüğü polis merkezlerinde yapılan işlemler sırasında da vatandaşlara  uyarıcı mektuplar veriliyor. ''Yabancılar Şubesi'' ile ''Pasaport Şubesi'' başta  olmak üzere çeşitli müdürlüklerde işlem yapan vatandaşlara ve turistlere verilen  mektuplarda, polisin her zaman yanlarında olduğu ve iyi dilek mesajları  iletiliyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;İsmail Ağa  Cemaatine Silahlı Çete Suçlaması &lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cemaati lideri Mahmut Hoca  için Ankara Savcısı'nın silahlı çeteden suç duyurusunda bulunduğu ortaya  çıktı.&lt;br /&gt;(8 Eylül 2006 Cuma)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;TANIK KORUMAYA ALDIRAN  İFADELER&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Suç duyurusuna, Ankaralı müteahhit Muzaffer Ergin'in verdiği  ifade sebep oldu. Bu ifade üzerine "Tanık Koruma Programı"na alınan Ergin, Sauna  Çetesi lideri Kasım Zengin'in İsmailağa Cemaati mensuplarından para aldığı için  nasıl ölümle tehdit edildiğini savcıya şöyle anlattı:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;KADI MAHKEMESİNDE 'KATLİ  VACİP' KARARI&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;"Kasım Zengin, cemaatten para alıp ödemediği için  müritlerce İstanbul'a çağrıldı. Ben de yanında gittim. İsmailağa Camisi  yakınındaki küçük bir caminin bodrumuna indik. Burada, kadı mahkemesi  kurulmuştu. Mahkemedeki cemaat Kasım Zengin için 'katli vacip' kararı  aldı."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;İKİ BÜYÜK KUTUYA  ALTIN-PARA DOLDU&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;"Halit adlı bir mürit,  silahını Kasım Zengin'in kafasına dayadı. Parayı ödemezse öldüreceklerdi.  Zengin'in arabalarına el koydular. Sabah, bizi İsmailağa Camisi'nde Mahmut  Hoca'nın yanına götürdüler. Cemaat, çamaşır makinesi gibi iki iri kutuyu altın  ve parayla doldurdu."&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;CAN GAZALCI SORUŞTURMA  YOK&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;BU ifade üzerine, Ankara Savcısı Mustafa Kelkit İstanbul  Başsavcılığı'na 13 Nisan'da suç duyurusunda bulunarak, "Mahmut Efendi'nin  etrafında silahlı örgüt kurulduğu iddiası araştırılsın" diye yazdı. Soruşturma  yapılmadı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;Cemaat değil, silahlı  çete!&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Muzaffer Ergin, Sauna  Çetesi'yle tanınan Kasım Zengin'le İsmailağa Cemaati arasında arabuluculuk  yaptı. Cemaatin, borçları nedeniyle Zengin'in başına silah dayadığını görünce de  savcılığa başvurdu ve tanık koruma programına alındı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ankara Cumhuriyet Savcısı  Mustafa Kelkit, dört ay önce 13 Nisan 2006'da İstanbul Cumhuriyet  Başsavcılığı'na İstanbul'da, İsmailağa Camisi yakınlarında "Mahmut Efendi" adlı  bir kişinin çevresinde "silahlı örgüt" kurulduğunu bildirdi. Ancak herhangi bir  operasyon yapılmadı. Ve geçen pazar günü bu camide imam Öztürk öldürüldü, katil  zanlısı da linç edildi. Savcının "silahlı örgüt" uyarısı ise, Ankaralı müteahhit  Muzaffer Ergin'in ifadesine dayanıyordu. Muzaffer Ergin birkaç yıl önce  İsmailağa Cemaati ile, adını daha sonra Küre Operasyonu kapsamında duyuracak  olan Kasım Zengin arasında arabulucuk yapmıştı. Kasım Zengin'i alıp Fatih,  Çarşamba'ya gelen Ergin, İsmailağa Camisi'nin hemen yakınındaki bir başka  caminin bodrumunda kurulan "şeriat mahkemesine" ve diz çöktürülüp ensesine silah  dayanan Kasım Zengin'in yaşadığı dehşete tanık olmuştu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;KASIM ZENGİN'İ  GETİR&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Müteahhit Muzaffer Ergin tehditler almaya başlayınca da savcıya  bildiklerini bir bir aktardı. Bunun üzerine tanık koruma programına alınan  Ergin, cemaat yargılaması sırasında yaşadıklarını SABAH'a anlattı: 2002'de Kasım  Zengin, Abidinpaşa'da bir market açtı. Ancak bazı kişilere o zamanın parasıyla  13 milyar borçlanıpödeyemedi. Beni İstanbul'dan, cemaatin ikinci adamı olduğunu  bildiğim Metin B. aradı. Aracı olmamı istedi. Paranın cemaatten toplandığını,  yardımcı olmamı istedi. Ben borçlu oldukları kişilerle görüşme ayarladım.  Market, Kasım Zengin'den alınarak tarikata devredildi ve ismi değişti. Metin B.  İstanbul'dan bir gün yine beni aradı ve "Kasım Zengin'i İstanbul'a getirir  misin" diye sordu. Zengin'e 700 milyar verdiklerini ve alamadıklarını  anlattılar. Ben de Zengin'e "Seni İstanbul'a götürmemi istiyorlar" dedim. Kasım  bana, "Abi öldürürler bizi" dedi. Bunun üzerine Metin B.'yi aradım. Bana, "Söz  veriyorum bir şey olmayacak. Getir. Cemaat çok sıkıştırıyor" dedi. Arkadaşım  İlker Akmaner'i de alıp İstanbul'a gittim. Namazdan sonra istişare ettikleri bir  bölüme geçtiler, İsmailağa Camisi'nin yanındaki küçük bir caminin bodrumundaydı.  Kadı mahkemesi gibi bir sistemdi. Metin B. yere oturdu. Kasım Zengin'i odanın  ortasında diz çöktürdüler. Rahlede Kur'an-ı Kerim'i açtılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;KATLİ  VACİPTİR!..&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Öldürülen imam Bayram Ali Öztürk de oradaydı. İnsanlar  bağırmaya başladı. Öztürk, "Metin Hoca sıkıntıda, senin yüzünden müritlerle  sıkıntısı var" dedi. Herkes Zengin'ehakaret etti. Sonra "katli vacip" dediler.  Bize sordular, "Biz cemaatten değiliz" dedik. Metin B., kapı tarafında duran bir  şahsa "Halit" diye seslendi. Halit kalktı, silahını çekti, "Kelime-i Şahadet  getir" diyerek silahı Kasım Zengin'in ensesine dayadı. "Ulan, hoca bugün senin  yüzünden yanlış selam verdi namazda. Bütün müritler, bizden alacaklı. Bizi  dolandıranın durumu ne olur sen biliyorsun" dedi. O sırada İlker Akmaner ile  birlikte ayağa fırladık. Ben, "Burası Türkiye Cumhuriyeti, bu insan sizi  dolandırdıysa bildirin, cezasını yetkililer verir" dedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;NEYİN KALDI Kİ  ŞEREFSİZ!&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Bunun üzerine Halit "Siz sağ çıkacağınızı mı sandınız" dedi ve  kapılar kilitlendi. Gece yarısıydı. Ben Metin B.'ye döndüm, "Yanlış yapıyorsun.  Benim iki avukatım var. Gelmeden senin numaranı verdim, buraya geldiğimi  söyledim. Bir şey olursa sen sorumlu tutulursun" dedim. Bunu dememle beraber  Metin B., "Halit otur yerine" dedi. Kasım ağlıyor, yalvarıyordu... "Ne  gerekiyorsa yaparım" dedi. Metin B., de, "Neyin kaldı ki şerefsiz" diye bağırdı.  Zengin bunun üzerine, "Eşimin üzerine BMW var, benimClio arabam var, ağabeyime  aldığım Mercedes var" dedi. Bunun üzerine Halit denilen şahsa, "Vekalet alın bu  şerefsizden" dedi. Bizi gece orada bıraktılar, oturduğumuz minderlerde yattık.  Lavabo ihtiyacımız için kalktığımda bodrum katta bir koridora girdim. Duvarların  kan ve insan bağlama yerleri olduğunu gördük, tüylerimiz diken diken oldu. Gece  saat 03.00 civarlarında kapı açıldı. Ayaklarıyla yattığımız yere vurarak,  "kalkın namaza" dediler. "Saat 03.00'te ne namazı" dedik. "Mahmut Ustaosmanoğlu  İsmailağa Camisi'ne gelecek, izdiham olur" dediler. Kasım da bizimle beraberdi.  Mahmut Ustaosmanoğlu tekerlekli sandalyeyle geldi. Herkes elini öpüyordu. Bu  arada cemaat çamaşır makinesi büyüklüğünde iki kutuyu para ve altınla doldurdu.  Saat 07.00 gibi de camiden çıktık.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;ANLATTIKLARINIZ  AYNI&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Ankara'ya döndükten sonra yaşadıklarımızı kimseye anlatamadım. Bu  yıl gazetelerde Küre Operasyonu haberleri çıkmaya başladı. Cemaat, Kasım  Zengin'in olayı anlattığını öğrenmiş. Beni tehdit etmeye başladılar. Ben de  savcıya bildiğim her şeyi anlattım. Savcı, "Anlattıkların Kasım Zengin'in  anlattıkları aynı" dedi ve beni tanık koruma programına  aldılar.&lt;br /&gt;SABAH&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Bilirkişiden  Aşkın'a olumlu rapor&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yüzüncü Yıl Üniversitesi  (YYÜ) Rektörü Prof. Dr. Yücel Aşkın ve 9 sanığın yargılandığı dava kapsamında,  ihale çerçevesinde İspanyol Expansiyon Firmasından alınan tıbbi cihazlarla  ilgili bilirkişi raporu hazırlandı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Raporda, YYÜ ve firma  arasında yapılan sözleşme kapsamında toplam 35 kalem cihazın 2003-2004  yıllarında teslim edildiği bildirildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Davanın 15 Hazirandaki  duruşmasında, mahkeme heyetince, söz konusu ihale kapsamında tıbbi cihazlarla  ilgili uzman bilirkişilerce keşif yapılmasının kararlaştırılmasının ardından,  Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aşyenur Cila, 19-20  Temmuzda YYÜ hastaneleri ve Tıp Fakültesinde keşif yaptı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Keşif sonrasında hazırlanan  bilirkişi raporunda, keşifler sırasında üniversitedeki öğretim üyelerinin  beyanları doğrultusunda, ihale kapsamında 35 kalem cihazın büyük kısmının 2003  yılında kurularak faaliyete geçirildiği belirtildi.&lt;br /&gt;İhale kapsamında alınan  cihazların Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi ve Enver Arpalı  Radyoloji-Radyoterapi binalarında görüldüğü ifade edilen raporda, teslimatı  yapılan cihazların, teslimat yapılan dönemin en son teknik özelliklerine sahip  olduğu, bugün dahi birçok devlet ve üniversite hastanelerinde bulunmayan  cihazlar olduğu bildirildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İhale kapsamında yapılan  sözleşmede, toplam 35 kalem cihazın 2003-2004 yıllarında teslim edildiği  belirtilen raporda, keşif sırasında 35 kalemden 32'sinin tam ve eksiksiz şekilde  çalışır halde görüldüğü, hatta bazı kalemlerde ihale şartnamesinde  belirtilmeyen, ancak cihazın uygun koşullarda çalışmaları için gerekli klima,  güç kaynağı, malzeme dolapları gibi ek malzemelerin firma tarafından yapıldığı  kaydedildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Geçici kabulleri 1 yıl veya  daha sonra yapılan cihazların ihale şartnamesindeki koşulları sağlamakta  olduğuna, eksikleri belirtilen cihazlarda çalışmayı engelleyen durum  bulunmadığına işaret edilen raporda, kesin kabul öncesi bunların tamamlanması  gerektiği, toplam paketleri eksik olduğu için hiç kullanılmayan veya atıl  cihazlarda üniversite ya da sanık firmanın kusurlu olmadığı, hükümetlerce alınan  ve uygulanan ekonomik yaptırımlar nedeniyle durdurulan projeler (Van YYÜ,  Kocaeli ve Hacettepe üniversitelerinin dış kredili projeleri) bulunduğu, bu  cihazların da bu kapsamda ölü yatırımlara dönüştüğünün anlaşıldığı  bildirildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cihazların proforma ve  teslimat faturalarının karşılaştırılma işlemini tümüyle karşılaştırmakta büyük  sorunlar yaşanıldığını, cihazların özellikle proforma faturalarda birim  fiyatlarının ayrı olarak belirtilmediği, başka cihazlarla toplam fiyat  belirtildiği veya birim fiyatların üzerinin karalandığı belirtilen raporda, çok  sayıda belgede teklif fiyatlarının görüldüğü, geliş ve gümrük faturalarını ise  gönderilen paketlere ait olduğu, ancak uzman bilirkişinin ticari faturaları  inceleme ve kur farklarının belirlemede bilgi ve yetkinliğe sahip olmadığı, bu  nedenle mali konulurda uzman bilirkişinin tayin edilmesi gerektiği  kaydedildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Rektör Prof. Dr. Yücel Aşkın  ve 9 sanık, “Suç işlemek için örgüt kurmak, örgüte üye olmamakla birlikte bu  örgüt adına suç işlemek, suç işlemek için kurulmuş örgütün faaliyeti  çerçevesinde haksız ekonomik çıkar sağlamak için manevi cebir ve tehditle  ihaleye fesat karıştırmak, ayrımcılık, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek,  kişisel verileri hukuka aykırı olarak toplamak, ihale konusu edimi ifasına fesat  karıştırmak, resmi evrakta sahtecilik yapmak, resmi evrakı yok etmek, görevi  kötüye kullanmak” suçlarından yargılanıyor.AA&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Neşter davasında  yeni suçlu sistem !&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sosyal güvenlik kuruluşlarına tıbbi malzeme alımındaki yolsuzluk  iddialarını içeren ''Neşter-1'' davası sanıklarından Doç. Dr. Barbaros Dokumacı  duruşmada konuştu: Vur-kaççı firmalar SSK'nın eseri.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sosyal güvenlik kuruluşlarına  iyileştirici tıbbi malzeme alımındaki yolsuzluk iddialarını içeren ''Neşter-1''  davasının sanıklarından Doç. Dr. Barbaros Dokumacı, SSK'nın geçmişte ''vur-kaççı  firmalar'' yarattığını, bunun da kurumun değil, sistemin suçu olduğunu söyledi.  Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın bugünkü duruşmasında, sanıklar  esasa ilişkin savunmalarına devam ettiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dönemin Eskişehir SSK  Hastanesinde görevli kardiyolog Doç. Dr. Barbaros Dokumacı, 3 yılı aşkın süredir  devam eden yargılama nedeniyle zor günler yaşadığını ifade etti. Soruşturmanın  kamuoyunda büyük yankı uyandırdığını, ancak yargılamanın uzaması nedeniyle  olayın güncelliğini yitirdiğini anlatan Dokumacı, gelinen bu aşamada iddiaların  yersizliğinin ortaya çıktığını ileri sürdü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dokumacı, soruşturmanın  hazırlıksız ve tutarsız olduğu için genişletilemediğini, yerinde sayması için  çaba sarfedildiğini de savunarak, ''Neden ortopedi, beyin ve kalp damar  cerrahisi alanlarında operasyon yapılmadı?'' diye sordu. SSK'nın geçmişte hatalı  yönetildiğini öne süren Dokumacı, ''Kurum, vur-kaççı firmalar yarattı. Bu,  SSK'nın değil, sistemin suçu. İktidarlar değiştikçe sistem değişiyor. 50 neşter  operasyonu yapsanız yine birşey olmaz'' dedi. Dokumacı, üzerine atılı  suçlamaları kabul etmeyerek, beraatine karar verilmesini istedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;-''FİRMALARLA ÇIKAR  İLİŞKİM YOK''-&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hacettepe Üniversitesi  Kardiyoloji Anabilim Dalında görevli Prof. Dr. Ferhan Özmen de Tera firmasının  stentlerini kullanması karşılığında para aldığının iddia edildiğini, ancak bu  firmanın 2000 yılında 1 adet stentini kullandığını, 2001 yılında ise stentini  kullanmadığını söyledi. Firmalarla çıkar ilişkisine girmediğini ifade eden  Özmen, Tera'dan aldığı belirtilen 1000 doların, yayınladıkları dergide çıkan  reklam parası olduğunu savundu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mesleği gereği belirli  firmaların stentlerini kullanması gerekse bile çıkar sağlamasının söz konusu  olamayacağını dile getiren Özmen, aleyhindeki BDDK raporunun eksik inceleme  sonucu hazırlandığını iddia etti. Özmen, soruşturmadan sonra daha pahalı olan  ilaç kaplı stent takılması gereken hastaların by-pass ameliyatlarına  yönlendirildiğini de anlatarak, bu olumsuz gelişmenin hastalar ve doktorları zor  durumda bıraktığını söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;-''ORTOPEDİ MALZEMELERİ  STENTİN 10 KATI''-&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Medikal firma ortaklarından  sanık Ahmet Tatar da esas hakkındaki savunmasında, SSK'nın ülke nüfusunun  yarısının sağlık hizmetlerini gören bir kuruluş olarak dünyada benzerinin  bulunmadığını belirtti. Geçmişte uygulanan politikalar nedeniyle kurumun adının  ''yolsuzluk''la yan yana anılmaya başlandığını ifade eden Tatar, sadece stent  yolsuzluğu olarak olaya bakılmasının yanlış olacağını söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tatar, ''Neşter-1''  soruşturmasından sonra stent fiyatlarının düştüğünü, ancak ortopedi başta olmak  üzere diğer tıbbi malzemelerin geçmiş dönemlerdeki fiyatlardan satılmasına devam  edildiğini kaydetti. Ortopedi malzemelerinin, stentten yaklaşık 10 kat pahalı  olduğuna işaret eden Tatar, ''Bu malzemede bir ara yüzde 30 indirim sağlanmıştı,  sonra indirim geri alındı'' dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Eski Dışkapı SSK hastanesinin  kardiyolog doktorları Ender Örnek ve Levent Yıldıran da hastanedeki uygulamalar  çerçevesinde mesleklerini icra ettiklerini savunarak, suç işlemediklerini  söylediler. Yıldıran ve Örnek, beraat isteminde bulundular. Suç tarihlerinde  özel Yaşam Hastanesi Genel Müdürlüğü yapan Hakan Adanalı da hastanedeki her  operasyonun CD'ye kaydedildikten sonra fatura edildiğini söyledi ve usulsüz bir  işlem yapılmadığını savundu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Soruşturma sırasında iletişim  tutanaklarıyla ilgili CD'lerin kopyasını alarak, emanet müdürlüğü memurunun  ''görevini kötüye kullanmaya azmettirmek'' suçundan yargılanan avukat Nurullah  Albayrak, o dönemde tecrübesiz bir avukat olarak savunmaya yardımcı olmak  amacıyla hareket ettiğini söyledi. Albayrak, daha önce olayı itiraf ettiğini  anımsatarak, suç kastının bulunmadığını söyledi ve beraatine karar verilmesini  istedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Eski SSK Genel Müdür Vekili  Cahit Pekyardımcı, Satınalma Daire Başkanı Fikri Üçgül ile diğer sanıklar  Necmettin Yılmaz, Murat Özügüzel, Salih Uğur, Mehmet Sinan Karaaslan, Doğan  Gülşen, İlker Çıkrıkçı, Turgay Topuz, Taner Kayacı, Hakan Coşkun, Handan Aygen,  Burçin Erdoğan, Hasan Çevik, Kemal Erhan, Erkan Çokşen, Atilla Küçükyalçın,  İlyas Sahir Gül, Serkan İncekli ve Mehmet Oğuz avukatlarının daha önce yaptığı  esas hakkındaki savunmalara katıldıklarını belirterek, beraatlerine karar  verilmesini istediler. Duruşma, bugün gelmeyen sanıkların esas hakkındaki  savunmalarını yapmaları için ertelendi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AA&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Linçte 4  gözaltı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Emekli imam Bayram Ali  Öztürk'ün Fatih'teki İsmailağa Camii'nde bıçaklanarak öldürülmesi, saldırganın  da cemaat tarafından linç edilmesiyle ilgili soruşturma kapsamında gözaltına  alınan 4 kişi Fatih Adliyesi'ne sevk edildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bayram Ali Öztürk'ün  öldürülmesi, saldırgan Mustafa Erdal'ın da cemaat tarafından linç edilerek  hayatını kaybetmesiyle ilgili soruşturma çok yönlü sürerken, olaya karıştıkları  iddiasıyla 4 kişi gözaltına alındı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Asayiş Şube Müdürlüğü'ndeki  sorguları tamamlanan şahıslar zanlı iddiasıyla Fatih Adliyesi'ne sevk  edildi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Çocuklar 2  yaşında...&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bilgisayarına çocuk pornosu  indirdiği gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan TRT eski  Genel Müdür Yardımcısı Serpil Akıllıoğlu'nun oğlu Kerem Akıllıoğlu hakkında,  savcılığın itirazı üzerine tutuklama kararı çıkarıldı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Geçen hafta "çocuk pornosu  bulundurmak" suçlamasıyla gözaltına alındıktan sonra nöbetçi sulh mahkemesi  tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan 32 yaşındaki Kerem  Akıllıoğlu için, savcının itirazı üzerine Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesi tarafından  tutuklama kararı verildi. Kerem Akıllıoğlu'nun babası olan TRT eski Genel Müdür  Yardımcısı Serpil Akıllıoğlu yeniden tutuklama kararıyla ilgili olarak "Polisler  sabah 'tebligatımız var' diye geldiler. Kerem evde yoktu. Akşam çıktı ve henüz  haberi yok. Kaçacak hali yok. Tıpış tıpış gidecek adamlara 'beni arıyormuşsunuz'  diyecek. Burada bir kasıt yok, başka bir şey yok. Yargıcın da kötü niyeti yok.  Herkesin başına gelecek olay çocuğun başına da geliyor" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;ÇOCUKLAR 2  YAŞINDA&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;Söz konusu olay İspanya ve Almanya polisinin ortak yürüttüğü  operasyonda yasaklı internet sitelerinden porno görüntü indirdikleri tespit  edilen IP numaralarının Türkiye'ye bildirilmesiyle ortaya çıkmıştı. İstanbul  AsayişŞube Müdürlüğü Bilişim Suçları Büro Amirliği'ne bağlı ekipler, bildirilen  IP numaralarından ulaşılan adreslere baskın düzenleyerek evlerde bulunan  bilgisayarlara el koydu. Bilgisayarların sekizinde çocuk tecavüzü ve iki yaşına  kadar çocukların yer aldığı porno görüntülerin bulunduğu iddia edilirken,  sorgularının ardından zanlılar adliyeye sevk edilmişlerdi. Kerem Akıllıoğlu  savcılıkta söz konusu siteye yalnızca merak için girdiğini, görüntüleri  bilgisayarına indirmediğini ve bu olay nedeniyle pişman olduğunu söyledi. Kerem  Akıllıoğlu "müstehcenlik" suçundan tutuklanma talebiyle sevk edildiği nöbetçi  mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Ancak Cumhuriyet Savcısı Osman Ali  Tımartaş, önceki gün Kerem Akıllıoğlu'nun geçtiğimiz cumartesi günü serbest  bırakılması kararına itiraz etti. Cumhuriyet Savcısı'nın itirazını değerlendiren  Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesi ise talebi yerinde bularak zanlı Kerem Akıllıoğlu  hakkında yakalama kararı çıkarttı. Böylece grafiker Kerem Akıllıoğlu, görüldüğü  yerde tutuklanacak.&lt;br /&gt;SABAH&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Askerî savcı  Atabeyler’in gizli yargılanmasını istiyor&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Genelkurmay Askerî  Başsavcılığı, Atabeyler Çetesi’ne yönelik operasyonda tutuklanan Özel Kuvvetler  Komutanlığı’nda görevli pilot yüzbaşı Murat Eren ile astsubaylar Yasin Yaman ve  Erkut Taş’ın gizli yargılanmasını istedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Başsavcılık hazırladığı  iddianamede, zanlılar hakkında Askeri Ceza Kanunu’nun 131/1. maddesi uyarınca,  ‘zimmetli malzemeyi dışarıya çıkartmak’ suçundan 5’er yıla kadar hapis talebinde  bulunmuştu. Daha sonra mahkemeye gönderdiği yazıda, iddiaların ‘askerî sır’  kapsamında olduğunu belirten savcılık, bu gerekçeyle yargılamanın ‘gizli’  yapılması talebinde bulundu. Ankara Eryaman’da polisin düzenlediği operasyonla  ortaya çıkarılan ‘Atabeyler Çetesi’nin üyeleri 15 Eylül’de Ankara 11. Ağır Ceza  Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cumhuriyet Savcısı Dilaver  Kahveci tarafından hazırlanan iddianamede aralarında 2 yüzbaşı, 2 astsubay ile 2  emniyet müdürünün de bulunduğu 10 sanık hakkında 27 yıla kadar değişen hapis  cezaları isteniyor. Savcılık iddianamede, Yüzbaşı Eren ve Astsubay Taş’ın diğer  sanıklarla planladıkları eylemlerle hükümete karşı darbe hazırlığında  olduklarını öne sürmüştü. İddianamede, eylem planlarının Yüzbaşı Murat Eren’in  Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasal ortamın iyi olmadığı, ülkenin yönetim  biçimi nedeniyle felakete götürüldüğü düşüncesiyle, ülkenin kötü gidişini  durdurmak için harekete geçmesiyle başladığı belirtildi. Bu arada Yüzbaşı Eren,  astsubaylar Yaman ve Taş ile Sauna Çetesi davasında yargılanan Yüzbaşı Gökhan  Nuri Bozkır, Yüksek Askerî Şûra toplantısı sonucunda disiplinsiz hareketlerde  bulundukları gerekçesiyle ordudan atılmışlardı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Tarama sırası  “Yargı ve temel haklar’da&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye’nin AB katılım  müzakerelerinde 23’üncü fasıl olan yargı ve temel haklarla ilgili tanıtıcı  tarama toplantısı, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan’ın da katılımıyla  başladı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AB Komisyonu’nda 3 gün  sürecek toplantıda, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yargılamanın kalitesi  ve hızı, yargı sürecindeki yasal haklar, yolsuzlukla mücadele politikası, temel  haklar ve AB vatandaşlarının hakları gibi konularda topluluk müktesebatı ele  alınacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İlgili fasılda AB Türkiye’den  özellikle hakim ve savcı alımlarında Adalet Bakanlığı’nın etkisinin  azaltılmasını, mahkemelerde savcılar ve savunma (avukatlar) arasındaki eşitlik  ilkesinin gözetilmesini, son yıllarda önemli mesafeler alınsa da yolsuzlukla  mücadelenin sürdürülmesini, temel hak ve özgürlüklerle ilgili reformlara devam  edilerek, uygulamanın AB’ye uyumlu hale getirilmesini talep ediyor. Yargı ve  temel haklar faslında Türkiye’deki yasal düzenlemelerin ele alınacağı ayrıntılı  tarama toplantısı ise 11-13 Ekim’de yapılacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Türkiye bugüne kadar tarama  süreci öngörülen 33 fasıldan 30’unda tanıtıcı ve 25’inde ayrıntılı tarama  sürecini geride bıraktı. Türkiye-AB tarama sürecine, 11-12 Eylül’de bölgesel  politika ve yapısal araçların kontrolü faslında tanıtıcı tarama toplantısıyla  devam edilecek. Bu arada, Brüksel temaslarını sürdüren Devlet Bakanı ve  Başmüzakereci Ali Babacan, yargı ve temel haklar faslındaki tarama toplantısının  açılışına katıldıktan sonra, AB yetkilileriyle temasları için toplantıdan  ayrıldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;/ BRÜKSEL  08.09.2006 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Vekiller  AİHM'lik&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Maganda kurbanı Alistair'in  dedesi havaya ateş açan vekiller için AİHM'ye başvurdu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Silahsızlanma kampanyası açan  Alistair'in dedesi avukat Tuncer Eşsizhan, bir nişanda havaya ateş açan vekil  Eyüp Fatsa ve Enver Yılmaz hakkında Türkiye'de reddedilen tazminat davasını  AİHM'ye götürdü. Eşsizhan, "Her yıl bireysel silahlanma yüzünden 3 bin kişi  ölüyor" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Milletvekilleri AİHM'ye  şikâyet edildi&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Foça'da 2 yıl önce şehir  magandalarının kavgasının ortasında kalarak bebek arabasında kaza kurşunuyla  yaşamını yitiren Alistair Grimason'un dedesi avukat Tuncer Eşşizhan, Fatsa'da  bir nişan töreninde havaya ateş açan AKP milletvekilleri Eyüp Fatsa ve Enver  Yılmaz'ı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne şikayet etti. Eşsizhan'ın iki vekil  hakkında bin 100 YTL'lik tazminat isteğiyle açtığı açtığı dava hem yerel mahkeme  hem de Yargıtay tarafından reddedilmişti. Avukat Eşsizhan, Türkiye'de adil  yargılama yapılmadığını öne sürerek, "Dava, Ali Stair'in ölümünden kaynaklanan  bir tazminat davası olarak algılandı ve illiyet bağı yokluğundan reddedildi.  Oysa bu bireysel silahlanmaya karşı açılmış bir davaydı dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kadir KEMALOĞLU - İZMİR /  MERKEZ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;'PKK'da kadınlara  işkence erkeklere infaz'&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Malatya'da 8 ay önce  yakalanan terör örgütü PKK üyesi 2 kardeşin, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde  yargılanmasına devam edildi. sanıkların ifadeleri PKK'nın içindeki işkence ve  infaz olaylarını bir kez daha gözler önüne serdi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Duruşmaya, Ağrı'nın  Doğubeyazıt ilçesine bağlı Çalıköyünden 13 yıl önce terör örgütü PKK'ya katılan  ve 20 Şubat 2006'da Kahramanmaraş'ta polis tarafından yakalanan Hatice ve Nejla  Akkuş kardeşler ile sanık avukatları katıldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mahkeme heyetince dinlenen  kadın teröristlerden Hatice Akkuş, 13 yıl önce örgüte gönüllü olarak  katıldığını, bir süre Irak'ın kuzeyinde dağ kadrosunda görev yaptığını  belirterek, ancak bu süre içerisinde hiçbir silahlı eylemde bulunmadığını ileri  sürdü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Nejla Akkuş ise ablasının  örgüte katılmasından bir yıl sonra köylerine gelen terör örgütü üyelerine yol  göstermek için araçlarına bindiğini, ancak bu kişilerin bir daha kendisini köye  geri götürmediklerini savundu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Örgüt içerisinde zorla  tutulan çok sayıda üye bulunduğunu anlatan Akkuş, ”Örgütten kaçma girişiminde  bulunan kadınlara işkence ediyorlar. Birçok erkek üye de infaz edildi. Örgütte  zorla tutulanlar öldürülme korkusuyla teslim olamıyor” diye  konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sanık avukatları da,  müvekkillerinin örgüt içerisinde bulundukları süre içerisinde hiçbir silahlı  eylemde bulunmadıklarını, bu nedenle “Etkin Pişmanlık Yasası”ndan  yararlanmalarını talep etti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mahkeme heyeti, sanık ve  avukatları dinledikten sonra, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi, gerekli  delillerin toplanmasına karar vererek, duruşmayı erteledi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;ROCHE DAVASI'NDA  'FIYAT DÜZENLENMESINE AB SORUSTURMA AÇTI' IDDIASI.&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;-Roche Ilaç AS'nin ithal  ettigi Neupogen ve Kiytrill isimli ilaçlarin yüksek fiyatla satildigi  gerekçesiyle açilan davada, Saglik Bakanligi Ilaç ve Eczacilik Genel Müdürü  Mahmut Tokaç, ithal ve yerli ilaçlar arasindaki farki düzenlediklerini,  düzenlemenin ardindan AB tarafindan sorusturma açildigini söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ISTANBUL(ANKA)-ROCHE Ilaç  AS'nin ithal ettigi Neupogen ve Kiytrill isimli ilaçlarin yüksek fiyatla  satilmasina iliskin açilan davada Saglik Bakanligi yetkilileri yeni bir iddia  ortaya atti.&lt;br /&gt;Aralarinda Saglik Bakanligi'nda görevli 6 bürokratin da  bulundugu 8 tutuksuz sanigin, 'çete üyesi olmak, görevi kötüye kullanmak ve  ihaleye fesat karistirmak' suçlamalarindan 6 ile 26 yil hapis cezasi istemi ile  Istanbul 10'uncu Agir Ceza Mahkemesi'nde yargilandigi dava basladi. Davada,  tutuksuz saniklar, Roche Ilaç AS'nin Ruhsatlandirma ve Resmi Iliskiler Direktörü  Elif Aribal, Ankara Resmi Iliskiler Müdürü Mehmet Fatih Kaygusuz, Saglik  Bakanligi Ilaç ve Eczacilik Genel Müdürlügü'nden Genel Müdür Mahmut Tokaç,  Yardimcisi Saim Kerman, Fiyat Maaliyet Etüdleri Sube Müdürlügü'nden Eczaci Ethem  Turgay Akugur, Güzin Sagis, Nesrin Minisker ve Nese Büyükkök ile avukatlari  hazir bulundu.&lt;br /&gt;FIYAT DÜZENLEDIK AB SORUSTURMA AÇTI&lt;br /&gt;Durusmada dinlenen  Mahmut Tokaç, Roche Sirketi'ne verilen fiyatlari kontrol etmedikleri iddiasinin  gerçegi yansitmadigini söyledi.&lt;br /&gt;Tokaç, 2000 yilinda yasanan ekonomik kriz  döneminde, döviz fiyatlari yükseldigi için Saglik Bakanligi ve sektör arasindaki  mutabakata varildigini ve firma, eczaci, depocu kar oranlarinin belli  miktarlarda düsürüldügünü kaydetti.&lt;br /&gt;Ithal ve yerli ilaçlarda karlilik farki  olduguna isaret eden Tokaç, uygulama nedeniyle Avrupa Birligi'nin kendilerine  sorusturma açtigini açikladi. Tokaç, AB sorusturmasi sonrasi, yeni bir kararname  çikarildigini ve bu kararname ile yillik yaklasik 1 milyar YTL tasarruf  saglandigini anlatti.&lt;br /&gt;FEDAKARCA ÇALISTIK&lt;br /&gt;Tokaç bu süre içinde fedakarlikla  çalistiklarini savunurken, 'Bu süreçte yanimdaki çalisma arkadaslarim olaganüstü  çalismalar göstererek kamunun tasarrufuna sebep oldular. Yanlislik fark  edildikten sonra düzeltildi. O dönemde isler yogun oldugu için temel amaç  yetistirmekti' diye konustu.&lt;br /&gt;Avukatlarin, Roche hakkinda daha önce  gerçeklestirilen inceleme dosyasi ile davanin birlestirilmesi talebi üzerine  Mahkeme Heyeti dosyayi, Savci'nin mütalaasina göndererek durusmayi erteledi.  (ANKA&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Rahip Santaro  davasında karar çıkmadı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sancta Maria Katolik Kilisesi  rahibi Andrea Santaro’yu öldürdüğü gerekçesiyle tutuklu bulunan O.A.’nın (16)  davasında yine karar çıkmadı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Trabzon Ağır Ceza  Mahkemesi’nde görülen ve 5 dakika süren dünkü duruşmanın ardından dava 19 Eylül  tarihine ertelendi. O.A.’nın ilk duruşması 15 Mayıs’ta başladı O.A. 14 Haziran,  13 ve 27 Temmuz ile 11 Ağustos tarihlerinde hakim karşısına çıkmıştı. Trabzon,  Cihan&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Karun sanıkları  hakim karşısında&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Uşak Arkeoloji Müzesinde  sergilenen Karun Hazinesi'nin en değerli parçalarından olan Kanatlı Denizatı  Broşu'nun orijinalinin yerine sahtesinin konulmasıyla ilgili ilk duruşma Uşak  Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Uşak E Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan sanıklar  eski Müze Müdürü Kazım Akbıyıkoğlu ve diğer sanıklar Mehmet P., Halil E., Fuat  E., Fehmi İ., Ahmet D., Uğuz S., Suat Y. ile İsmail B., mahkemeye yoğun güvenlik  önlemi altında getirildi. Haklarında 25 yıl hapis cezası istenen sanıklardan  Uğuz S. ve Ahmet D. suçsuz olduklarını söyledi. Mehmet P. ise savunmasında  broşun pazarlanmasıyla ilgili bilgisi olduğunu, bazı kişilerle görüşme  yaptığını, ancak broşun müze eseri olduğunu bilmediğini iddia  etti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Eksik imza  yüzünden bir kez daha sevgim soldu'&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Konya'da ameliyat sırasında  anestezi hatası nedeniyle bitkisel hayata giren Sevgi Öz'ün davasını Yargıtay,  'Duruşma tutanağındaki eksik imza' nedeniyle bozdu. BABA isyan ediyor; sesini  duyurmak için ''www.sevgimsoldu.com'' adlı bir internet sitesi  açtı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;Konya'da ameliyat sırasında anestezi  hatası&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;nedeniyle bitkisel hayata girdiği öne sürülen Sevgi Öz'ün  ameliyatındaki hatayla ilgili yerel mahkemenin verdiği kararı Yargıtay, 'Duruşma  tutanağının üçüncü sayfasının mahkeme başkanı tarafından imzalanmaması'  nedeniyle bozdu.Sevgi Öz'ün babası Muammer Öz, evinde eşi ve çocuklarıyla  birlikte görüştüğü&lt;br /&gt;gazetecilere, şu anda 6 yaşında olan Sevgi Öz'ün sakat  kalmasında ihmali bulunduğunu öne sürdüğü sanıklardan anestezi teknisyeni İlyas  Demirci'ye 76 YTL, anestezi uzmanı Rahime Orhan'a ise 153 YTL ceza verildiğini  belirtti. Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde geçen yılın Temmuz ayında verilen bu  kararın ardından temyize gittiklerini ifade eden Muammer Öz, şunları  söyledi:''Yüksek Sağlık Şurasının kararına istinaden bu karar verilmişti. Yani  kızımın sakat kalmasında, hayatının sönmesinde, adeta et yığını haline  gelmesinde 3/8 oranında anestezi uzmanı ve teknisyen, 5/8 oranında ise sağlık  hizmeti dışındaki diğer unsurlar etkili oldu. Halen bu 5/8 orana sahip sağlık  hizmeti dışındaki unsurlar nedir bilmiyoruz. Biz temyize aslında bunu öğrenmek  için gittik. Aylardır Yargıtaydan yanıt bekledik.''&lt;br /&gt;Bekledikleri yanıtın 15  ay sonra geldiğini ifade eden Öz, şöyle dedi: ''Yargıtay çok ilginç bir  gerekçeyle kararı bozdu. Bunun için 15 ay beklendi. Bozma gerekçesi olarak  duruşma tutanağının üçüncü sayfasının mahkeme başkanı tarafından imzalanmaması  gösterildi. Kararın seyir yönlerinin incelenmediği belirtiliyor. İmzalar  tamamlanacak. Mahkeme yine aynı kararı verecek, temyize gideceğiz ve 2 yıl daha  bekleyeceğiz.''&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;-''SEVGİMSOLDU.COM''  ADIYLA İNTERNET SİTESİ KURDU-&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu süre içinde kızını bu hale  getirenlerin görevlerinin başında olacağını belirten Öz, 5 yıldır mücadele  verdiklerini, ancak somut bir şey elde edemediklerini, bu durumun üzüntülerini  biraz daha artırdığını söyledi. Öz, acılarını paylaşmak, kızının bir hata  yüzünden düştüğü durumu tüm dünyaya duyurmak için ''www.sevgimsoldu.com'' adlı  bir internet sitesi oluşturduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: ''Burada kızımın  fotoğrafları, görüntüleri yer alacak. Kızımla ilgili kararları verenler, bu  siteyi ziyaret edip durumun ciddiyetini görsünler istiyorum. Mücadelem sürecek.  İnsanların doktor, teknisyen ya da uzman yüzünden hayatının karartılmasını tek  başıma da olsa önlemeye çalışacağım.'' Baba Muammer Öz, yaklaşık 5 yıl önce, SSK  Konya Hastanesinde kalça çıkığı ameliyatı olan kızı Sevgi Öz'ün ameliyat  sırasında ihmal sonucu sakat kaldığını öne sürerek, ameliyata katılan sağlık  görevlileri hakkında dava açmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;-YARGITAY'IN  KARARI...-&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yargıtayın verdiği kararda  şöyle deniliyor: ''Sanıklar Rahime Orhan, İlyas Demirci ve Mehmet Sakalsız'ın  savunmalarının alınması şeklindeki esaslı işlemlerin yapıldığı 18.06.2003 günü  oturuma ait duruşma tutanağının üçüncü sayfasının mahkeme başkanı tarafından  imzalanmaması suretiyle CMK'nun 219/1 maddesine aykırı davranılması, Kanuna  aykırı, sanıklar İlyas ve Rahime'nin müdafileri ile müdahil vekilinin temyiz  itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen  hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek,  CMUK'nun 321 maddesi uyarınca 'bozulmasına' 26.06.2006 tarihinde oybirliğiyle  karar verildi.''&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;‘Laiklik yeniden  tanımlanmalı’ diyen Yargıtay Başkanı’na hukukçulardan  destek&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yargıtay Başkanı Osman  Arslan’ın yeni adli yılın açılışında yaptığı ‘laikliğin yeniden tanımlanması’  gerektiği yönündeki açıklamalarına baro başkanlarından destek  geldi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Arslan, önceki gün yapılan  adlî yılın açılış töreninde, “Devletin laik olması ilkesini benimseyenleri,  dinsiz olarak kötülemek ne kadar yanlış ise Cumhuriyet’e, Atatürk ilkelerine  bağlı olan ve dininin gereklerini yerine getiren kişileri çeşitli sıfatlarla  suçlamak da bir o kadar yanlıştır.” demişti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Konya Baro Başkanı Hasip  Şenalp, kişilerin değil, devletlerin veya kurumların laik olabileceğini söyledi.  Laikliğin herkesçe kabul edilen bir tanımının yapılarak yasada yer verilmesi  gerektiğini savunan Şenalp, laikliğin tanımındaki karmaşanın insanların  birbirlerini hayali suçlarla suçlamasına zemin hazırladığı yorumunu yaptı.  Hoşgörünün önemine değinen Şenalp, “İnsanlar neye inanırsa inansın ne ‘ateist’  ne ‘mürteci’ diye suçlama yapmak bu memlekette kimsenin hakkı ve haddi  değildir.” dedi. Yargıtay Başkanı’nın laiklikle ilgili konuşmasını isabetli  bulan Şenalp, “Kendini aydın sayan, ancak bu milletin değerlerinden uzak  kimseler yasalarımızda laikliğin tarifini yapmaya bir türlü yanaşmıyorlar.  İrtica, mürteci suçlamaları 1950 yıllarında da vardı. Yani 1950 yılındaki bu  terminolojiyi bugün geri getirdiler. Onun için laikliğin tarifinin mutlaka  yapılması, yasalarda yer alması gerekiyor. İnsanlar laik olamaz devletler,  kurumlar laik olabilir.” dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kahramanmaraş Baro Başkanı  İsmail Kahveci ise demokratik bir ülkede kimsenin birbirini suçlamaması  gerektiğini kaydetti. Herkesin birbirine saygı göstermesinin birlikte yaşamanın  gereklerinden olduğunu anlatan Kahveci, “İnsanlar birbirlerinin fikirlerini  tasvip etmeyebilir; ama saldırgan, aşağılayıcı bir şekilde davranmaması,  birbirini hazmetmesi lazım. Başörtüsü ve YÖK’teki çözümsüzlük insanların  birbirlerini hazmedememesi yüzünden oluyor.” değerlendirmesinde bulundu.  Kişilerin değil doğruların destekçisi olduklarını aktaran Kahveci, laikliğin  uygulanırlığının kişilere göre değil herkesi içine alacak şekilde olması  gerektiğini kaydetti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Erzincan Baro Başkanı Avukat  Hamit Sekman da herhangi bir grup veya dine mensup bir insanın toplumun huzurunu  bozacak hal, davranış veya olayların içerisine girebileceğini belirterek, “Ancak  bu kesinlikle topluma mal edilmemelidir. Sadece İslam dini değil, diğer dinlere  mensup insanlardan da terör olayları içerisine giren kişiler olabilir. Bu  durumda o dine mensup insanların tamamını ‘terörist’ diye nitelendirmek ne kadar  yanlışsa İslam dininin gereklerini yerine getiren kişileri çeşitli sıfatlarla  suçlamak da bir o kadar yanlıştır.” diye konuştu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yargıtay Başkanı Arslan’ın  ‘dindarları çeşitli sıfatlarla suçlamayın’ şeklindeki konuşmasını yerinde bir  tespit olarak değerlendiren Manisa Baro Başkanı Remzi Demirkol da, Türkiye’nin  kritik dönemlerde laik-anti laik, Kürt-Türk, sağcı-solcu gibi gruplara ayrılarak  dış güçler tarafından kullanılmaya çalışıldığını, bu durumun artık son bulması  gerektiğini kaydetti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;08.09.2006&lt;br /&gt;Ünal Livaneli -  Musa Özyürek&lt;br /&gt;Konya &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Temyiz dilekçesine  disiplin yargılaması&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hüsnü Tuna, 14. Ağır Ceza  Mahkemesi’nce müvekkiline verilen cezayı temyiz etti. İstanbul Barosu ise  dilekçede yer alan ifadeler sebebiyle Tuna hakkında disiplin yargılaması kararı  aldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul Barosu, Yargıtay’a  gönderdiği temyiz dilekçesindeki ifadeleri nedeniyle Metin Kaplan’ın avukatı  Hüsnü Tuna hakkında disiplin kovuşturması açtı. Kaplan’a verilen müebbet hapis  cezasını temyiz eden Tuna, dilekçesinde yargılamayı yapan İstanbul 14. Ağır Ceza  Mahkemesi başkanının tarafsız davranmadığını öne sürünce disiplin suçlamasıyla  karşı karşıya kaldı. Mahkeme Başkanı Metin Çetinbaş’ın şikayeti üzerine  soruşturma açan baro, Tuna’nın savunmasını aldıktan sonra disiplin kurulunda  yargılanmasına karar verdi. Yargıtay ise baronun disiplin suçu içerdiğine kanaat  ettiği dilekçeyi kabul etti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İslami Cemaatler ve  Cemiyetler Birliği (İCCB) isimli yasa dışı örgütün lideri olduğu iddia edilen  Metin Kaplan, Ekim 2004’te Almanya’dan Türkiye’ye iade edildi. Kaplan, yapılan  yargılamanın ardından Haziran 2005’te ‘Anayasal düzeni cebir ve şiddet yoluyla  bozmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.  Yargılamayı yapan mahkemenin başkanı Metin Çetinbaş kararı açıklarken Atatürk’ün  dinle ilgili sözlerinden örnekler verdi. Çetinbaş, Cumhuriyet’in ilk yıllarında  çıkan isyanlar ve yakın dönemdeki Sivas olaylarından örnekler vererek, dinin  sömürü aracı olarak kullanıldığını savundu. Avukat Tuna, kararı temyiz ederken  Atatürk’ün sözlerinin hukuki bir karara gerekçe olarak gösterilemeyeceğini ifade  etti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bunun üzerine Çetinbaş,  Baro’ya yaptığı şikayette Tuna’nın, mahkeme heyetine yönelik avukatlık mesleği  ile bağdaşmayan söz ve ifadeler kullandığını öne sürdü. Baro tarafından  savunması istenen Tuna, “Yargılama süreci bir hukukçu gözüyle ve sanık vekili  olarak takip edilmiş, yargılamayı zedeleyen ve taraflı kılan hususlar  açıklanmış, kararın bozulması istenmiştir. Herhangi bir hakaret kastımız olamaz.  Görevimizi yapmış bulunuyoruz.” ifadelerini kullandığı dilekçeyi Baro’ya sundu.  Yargılama sürecinde ve temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususların savunma  hakkı çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan Tuna, söylediklerinin  içinde hakaret teşkil eden beyan olmadığını dile getirdi. Baro Yönetim Kurulu da  Haziran 2006’da yaptığı toplantıda Tuna hakkında disiplin yargılaması  yapılmasına karar verdi. Yönetim kurulu, inceleme sonucunda avukatın temyiz  dilekçesinde yer alan, “Karar, sanığa karşı duyulan siyasi ve ideolojik  duygularla verilmiştir. Türk yargısında dindarları potansiyel tehdit ve düşman  olarak görme anlayışı devam etmektedir. Kararda ‘Atatürk diyor ki’ başlığı  altında zikredilen hususların hukuki bir değeri bulunmamaktadır. Mahkumiyet  kararının hukuki bir gerekçe ile değil, Atatürk’e duyulan bağlılık hissi  içerisinde verildiği kanaatini güçlendirmektedir ve Mahkeme başkanı yargılama  süresince keyfî davranıp, yargı kurumunu ideolojik ve siyasi görüşüne alet  etmiştir.” şeklindeki sözlerini mahkeme başkan ve üyelerine hakaret olarak kabul  etti. Avukatın yargıya yönelik haksız ve saygısız saldırıda bulunduğunu ileri  süren Baro Yönetim Kurulu, bu davranışların meslek kurallarına aykırı  bulunduğunu beyan etti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Memur zammı adlı  tatile takıldı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Memur zammı konusunda  Uzlaştırma Kurulu’nun dün kararını açıklaması gerekiyordu. Ancak ‘adli tatil’  yüzünden herhangi bir karar alınamadı. Uzlaştırma Kurulu tarihinde ilk kez böyle  bir gecikme yaşandı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;MEMURUN dün hükümetle son  kez biraraya gelerek sonuçlandırmayı beklediği zam görüşmelerine ‘tatil’ gölgesi  düştü. Mevzuat uyarınca başvuru süresinin dolduğu 1 Eylül’ü izleyen 5 günün  sonunda çalışmalarını tamamlayarak kararını açıklaması gereken Uzlaştırma  Kurulu, önce ‘hafta sonu tatili’, sonra da ‘Adli Tatil’ nedeniyle gecikmeli  toplandı. Kurul üyeleri, yetkili memur konfederasyonlarının temsilcileriyle dün  yaptıkları görüşmede gecikmenin nedenine ilişkin sorulara, ‘Cumartesi-pazar  hafta tatiliydi. Çalışmaların başlangıç tarihi olarak pazartesi gününü  alabilirsiniz’ yanıtını verdiler. Uzlaştırma Kurulu’na atanan 4 yeni üyenin  göreve başlamalarının gecikmesinin de süreci uzattığı belirtildi. Öte yandan  Uzlaştırma Kurulu’na başkanlık eden Yargıtay 9. Daire Başkanı Osman Güven  Çankaya, Adli Tatil’in sona erdiği önceki gün (çarşamba günü) göreve başladı.  Taraflardan yetkili konfederasyon başkanları da, Çankaya’nın göreve gelmesinin  hemen ardından görüşmeye davet edildi. Dün yapılan görüşmede,  konfederasyonlardan talepleri yazılı olarak alındı. Memur konfederasyonlarının  yetkilileri, Uzlaştırma Kurulu’nun en geç önümüzdeki hafta içi kararını  açıklamasını beklediklerini, karar açıklandıktan sonra da davet üzerine Başbakan  Yardımcısı Mehmet Ali Şahin ile tekrar masaya oturacaklarını  kaydettiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;KIYMET SEZER  08.09.2006&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Reha Muhtar'ın  Mehmet Ali sınavı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Reha Muhtar, kendisini arayıp  "Yargısız infaz yapılıyor" diyerek serzenişte bulunan Mehmet Ali Erbil'in  feryadını köşesine taşıdı. "Program yapacak onun için savunuyor” endişesine  rağmen Muhtar ATV'ye mesaj vermeden edemedi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sabah sabah Mehmet Ali Erbil  aradı... “Mankenin defilede göğüs ucu açıldığında iş kazası oluyor... Ben  aylardır bu ülkede asılıyorum... Yetmedi mi günah değil mi” diye serzenişte  bulundu...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Duruma ve çıkarına göre  konuşanlardan hiç haz etmem...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şimdi Mehmet Ali’yi savunsam  “program yapacak onun için savunuyor” diyecekler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kendisi de çok iyi bir avukat  olan Sabah ve atv Grubu’nun Başkanı sevgili Kenan Tekdağ’a bir tek şey  söyleyeyim...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;atv’nin avukatları Mehmet  Ali’den yaptığı bu hata karşılığı 5 milyon dolar isterken, çok ilginç bir tez  öne sürmüşler:&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Öndeki kişinin şortunu  indirdikten sonra sunucu (Mehmet Ali) ” yayınlandı mı? “ diye sormuştur... Bu da  olayı kasıtlı yapma ihtimalini güçlendirmektedir...” demişler...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Canlı yayında Allah korusun  kimin başına buna benzer bir olay gelse, ilk sorusu “yayına yansıdı mı?”  olur...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yayına yansımasını  istediğinden değil, paniklediğinden ve son bir umut yayına yansımamış olmasını  umduğundan bu soruyu sorar...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mehmet Ali’nin “yayınlandı  mı?” sorusu olayın kasıtlı değil, tamamen kasıt dışı yaptığını gösteriyor  bence...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kim kime ne öder bilmem...  Karışmam da...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ama 30 yıllık yayıncı olan  Mehmet Ali’nin bunu bilerek yaptığına mümkün değil inanmam...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Vatan&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Tacizle suçlanan  müdüre saldırı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kars'ın Digor ilçesinde bir  kadın öğretmene tacizde bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma açılan İlçe  Mili Eğitim Müdürü Enver Batur, ilçe halkının saldırılarına maruz kaldı. Bir  vatandaşın domates atarak saldırdığı müdürü, diğer vatandaşlar tekme ve  yumruklarla darp etmek istedi. Olay yerine gelen polis olası bir linç girişimini  engelledi. Digor'a bağlı Bacalı Köyü İlköğretim Okulu'nda görev yapan G.D. adlı  kadın öğretmen, 4 Eylül günü ilçe Emniyet Müdürlüğü'ne, ardından Cumhuriyet  Savcılığı'na suç duyurusunda bulunarak, İlçe Milli Eğitim Müdürü Enver Batur'un,  kendisine elle ve sözle tacizde bulunduğunu iddia etmişti. Kars Milli Eğitim  Müdürlüğü olayın araştırılması için ilçeye iki müfettiş gönderdi. Müfettişler  taciz iddiasında bulunan öğretmen ile İlçe Milli Eğitim Müdürü Batur'un  ifadelerini aldı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Murat&lt;br /&gt;TAŞDEMİRCİ KARS /  MERKEZ&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt;  &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Ankara'nın  göbeğinde 2. VAKA&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kızılay'da kadınların etek  altı görüntülerini çeken teknisyene suçüstü...&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Cep telefonuyla kadınların  etek altı görüntülerini çeken hastane teknisyeni, polis tarafından suç üstü  yakalandı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Emniyet Müdürlüğü Asayiş  Müdürlüğüne bağlı yunus ekipleri, Kızılay'da devriye gezerken bir kişinin  şüpheli hareketlerini tespit ederek takibe aldılar. Söz konusu kişinin, üst  geçidi kullanan kadınları takip ettiğini gören yunus ekipleri, Mutlu G. (39)  adlı kişiyi gözaltına aldı. Bu kişinin elinde bulunan gazetenin içerisinde ele  geçirilen kameralı cep telefonunun çalışır durumda olduğu görüldü.&lt;br /&gt;Bunun  üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvuran polis, cep telefonunu  incelemek için mahkeme kararı aldı. Yapılan inceleme sonucunda, bir hastanede  teknisyen olarak çalışan Mutlu G'nin cep telefonundan çok sayıda kadının etek  altı görüntülerinin çekildiği&lt;br /&gt;saptandı. Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Büro  Amirliğinde gözaltında tutulan kişinin, ''cinsel taciz, özel hayatın gizliliğini  ihlal'' suçlamasıyla mahkemeye gönderildiği bildirildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;DAHA ÖNCEKİ  OLAY&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Çantasına yerleştirdiği gizli kamerayla  kadınların etek altı görüntülerini çeken bir mühendis, Kızılay'da suçüstü  yakalandı&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;ANKARA - Çantasına  yerleştirdiği gizli kamerayla kadınların etek altı görüntülerini çeken bir  mühendis, Kızılay'da suçüstü yakalandı. İhbar üzerine Çankaya polisinin  gözaltına aldığı, Gazi Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği mezunu  A.M.T.'yle birlikte, gizli kamera yerleştirilmiş çantası da ele  geçirildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;A.M.T.'nin, çantanın üst  kısmını keserek buraya bir gizli kamera yerleştirdiği ve bu kamerayla Ankara  metrosunun merdivenlerinde kadınların etek altı görüntülerini kaydettiği  anlaşıldı. Bu yolla kaydedilmiş çok sayıda görüntü ele geçirildi. A.M.T.,  çekimleri, internet sitelerindeki benzer görüntülerden etkilenerek yaptığını  söyledi. Özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği gerekçesiyle adliyeye sevk edilen  A.M.T., burada tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.&lt;br /&gt;(23 Ağustos 2006  Çarşamba)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; ‘Hanımağa’,  Reina’yı tehdit davasında serbest&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Eski polis memuresi Güniz  Akkuş, ‘telefonla hakaret ve tehdit, silahla tehdit, ruhsatsız silah taşımak ve  kasten yaralamaya teşebbüs’ suçlarından yargılandığı davada tahliye  edildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İstanbul 16. Asliye Ceza  Mahkemesi’ndeki duruşmada tutuklu sanık Akkuş, ‘telefonla hakaret ve tehdit’  suçlarını kabul etmediğini belirterek, suç işleme kastının bulunmadığını  söyledi. Hakimin, tehdit ve hakaret suçlarının uzlaşmaya bağlı olduğunu  hatırlattığı Akkuş, uzlaşmayı kabul edince savcının görüşüyle tahliye edildi.  Akkuş, ‘çıkar amaçlı suç örgütü kurmak’ suçundan tutuklu hali sürdüğü için  cezaevine gönderildi. İstanbul, Cihan &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;  &lt;div class="Section1" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Copperplate Gothic Bold;font-size:180%;color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;D  Ü  N  Y  A  D  A  N &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Beckenbauer'in işini bir avukat  yapacak&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;Almanya Futbol Federasyonu'nda (DFB),  başkanlığa eski bir avukat olan 61 yaşındaki Theo Zwanziger  getirildi&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Eski bir avukat olan 61  yaşındaki Theo Zwanziger'in, başkanlık için tek aday olduğu ve DFB'de yapılan  seçimde 250 oydan 249'unu alarak başkanlığa getirildiği belirtildi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İlk olarak 2004 yılında  federasyon başkanı Gerhard Mayer-Vorfelder'in yardımcılığıyla federasyona giren  Zwanziger, aynı zamanda Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA)  Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;2006 Dünya Kupası'na  evsahipliği yapan Almanya'da, organizasyon komitesi ikinci başkanı olan  Zwanzinger, konuyla ilgili olarak, ''Tüm gücümü futbolun hizmetine sunmak için  herşeyi yapacağım'' dedi. Zwanziger ayrıca, amatör kulüpler ile Birinci Lig  (Bundesliga) arasındaki iletişim, bayan futbolu ve yabancı oyuncu konularına  eğileceğini kaydetti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;AA&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Göçmen yasasını davetle protesto  etti&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Fransa milli takımının siyahi  oyuncusu Lilian Thuram ülkede aylardır süren kaçak göçmen tartışmalarına  katıldı. Çarşamba gecesi başken Paris'te oynanan Fransa-İtalya maçına 200 evsiz  kaçak göçmeni davet etti. İki haftadır Paris'te bir spor salonunda yaşayan  göçmenleri çağırması siyaseti karıştırdı. Spor Bakanı Jean-François Lamour,  sporcuların kimi isterlerse davet edebileceklerini söyledi. Sağcı MPF  milletvekili Philippe de Villiers "Futbolcuların işi oynamak. Fransızlar  işsizlik ve evsizlikle boğuşurken kaçaklara bu kadar hak tanınmasını  anlayamıyorum" dedi. Maça giden göçmenlerden Fidele Nititema, "Fransa takımı  Fransa'yı yansıtıyor. Rengimiz ne olursa olsun biz de parçasıyız"  dedi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Davayı kaybeden  Rumlar temyiz telaşında&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İngiliz David-Elizabeth Orams  çiftinin KKTC’deki evleriyle ilgili bir Rum vatandaşı tarafından İngiliz Yüksek  Mahkemesi’nde açılan davayı kazanmaları, Rum tarafını tedirgin etti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kararı temyize götürmeye  hazırlanan Rumlar, oradan sonuç çıkmaması durumunda Adalet Divanı’na başvuracak.  Rum tarafı, bu şekilde kesin olarak sonuçlanması durumunda davanın adada çözüm  bekleyen en önemli konulardan biri olan ‘mülkler meselesi’ni ciddi şekilde  yaralayacağını kaydediyor. KKTC Cumhurbaşkanı Talat, Cumhurbaşkanı sıfatıyla  resmî olarak ziyaret ettiği Pakistan dönüşü konuyla ilgili yaptığı açıklamada  kararın Kıbrıs Rum Yönetimi’nin kuzeyde herhangi bir yaptırım ve yargı  yetkisinin olmadığını gösterdiğini söyledi. Talat, “Kıbrıs sorunu çözülmeden  yasal yollarla mülkiyet sorunu çözümlenemez.” dedi. Rum basını kararı  manşetlerine taşırken Fileleftheros gazetesi, “Gaspçılara destek-İngiliz  mahkemesi Kıbrıs Rum mallarının istismar edilmesine olanak sağlıyor” başlığını  kullandı. İngiliz basını ise kararı “aynı durumdaki binlerce kişiye rahat nefes  aldırtan bir gelişme” olarak yorumladı. Daily Telegraph, kararın bölgeye yatırım  yapmaya hazırlanan İngilizler için de önem taşıdığını kaydetti. Dış Haberler  Servisi&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Sarkozy Avrupa  vizyonunu anlattı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;Fransa'da Cumhurbaşkanlığı yarışının önde  gelen isimlerinden İçişleri Bakanı Nicolas Sarkozy, Brüksel merkezli Friends of  Europe (Avrupa'nın Dostları) adlı düşünce kuruluşunda yaptığı konuşmada, Avrupa  vizyonunu açıkladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Nicolas  Sarkozy&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sarkozy, Türkiye için  imtiyazlı ortaklık önerisini yineledi&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sarkozy, Fransa ve Hollanda'da  yapılan referandumlarla reddedilen Avrupa Anayasası'nı, "anayasa" ifadesini  kullanmadan, yeniden canlandırmak amacıyla, Birlik içinde yapılması gereken  reformlar konusunda, üye ülkeler arasında bir "mini anlaşma" yapılması  gerektiğini söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Siyaset bilimci Samim  Akgönül'le Sarkozy'nin 'Türkiye'ye bakışını' tartıştık&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Fransa'da seçmenin  referandumda 'hayır' oyu kullanmasının Avrupa Birliği'ni bir krize sürüklediğini  belirten Sarkozy, "Bu açık, ani ya da gürültülü bir kriz değil. kriz sessiz ve  derinde" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Konuşmasında, Avrupa  Birliği'nin genişlemesi konusundaki görüşlerini de anlatan Sarkozy, Türkiye'ye  tam üyelik statüsü verilmemesini ve Türkiye hava ve deniz limanlarını Kıbrıs'ın  kullanımına açana kadar tüm müzakerelerin askıya alınması gerektiğini  savundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Avrupa Birliği'nin bir  dışişleri bakanı olması gerektiği görüşünü savunan Nicolas Sarkozy, üye  ülkelerin Avrupa Komisyonu üyelerini atama hakkının kaldırılması ve Avrupa  Birliği'nin kararları konusunda üye ülkelerin veto hakkının kaldırılması  gerektiğini söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Fransa İçişleri Bakanı  Sarkozy, konuşmasında, Avrupa Birliği bütçesinin, Avrupa Birliği kaynaklarıyla  oluşturulması gerektiğini, bunun üye ülkelerin bütçelerinden bağımsız olması  gerektiğini savundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu konudaki çalışmaların 2008  yılının ikinci yarısında birliğin dönem başkanlığını alacak olan Fransa'nın en  büyük önceliği olacağını söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Fransa İçişleri Bakanı olarak  görevde olduğu dört yıl boyunca adalet, göç ve içişleri konusunda oybirliği  esasına dayanan mekanizmanın karar alma sürecini nasıl imkansız hâle getirdiğini  gördüğünü belirten Sarkozy, "Avrupa'nın kaybedecek zamanı kalmamıştır"  dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div class="Section1" align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;CIA'in Bin Ladin  biriminde çark&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD Senatosu, El Kaide lideri Usame Bin  Ladin'i bulmakla görevlendirilmiş olan, fakat iki ay önce feshedilen bir  istihbarat birimini yeniden faaliyete geçirme kararı aldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;br /&gt;Usame bin Ladin&lt;br /&gt;Ladin'e  ait bir bant dün yayımlandı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kararın arkasındaki başlıca  isimlerden olabn demokrat senatör Byron Dogan, bu kararın El kaide liderini  adalet önüne çıkarmayı sağlayacağını savundu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Temmuz ayında CIA yetkilileri,  söz konusu birimi El Kaide mensuplarının artık liderlik kadrosundan bağımsız  hareket ettiği gerekçesiyle kapattıklarını açıklamışlardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;1996 yılında kurulan birimin  üyeleri CIA içinde değişik bölümlere dağıtılmıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu gelişmeden kısa süre önce,  Arap televizyonu El Cezire, Usame Bin Ladin'in daha önce ortaya çıkmamış bir  video bantını yayımladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Televizyon, bantta Bin Ladin  ile görüşürken görülen grubun 11 Eylül saldırısını düzenleyen hava korsanları  olduğunu bildirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dağlık bir alanda koyu renk  bir giysi ve beyaz bir takke ile yürürken görülen Bin Ladin, grubu güleryüzle  karşılıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bantta duyulan bir ses, bu  kişilerin kendilerini göreve hazırlayan korsanlar olduğunu  belirtiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bant 11 Eylül saldırılarının  beşinci yıldönümüne bir kaç gün kalmışken yayımlandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bin Ladin bantta ayrıca  saldırıların planlayıcısı olmakla suçlanan Remzi Binalşib ile görüşürken  görülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Binalşib son üç yıldır ABD  gözetimi altında. ABD Başkanı Bush dün Binalşib ve 13 zanlının Guantanamo  Üssü'ne nakledileceğini söylemişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;El Cezire kanalı ayrıca, 19  hava korsanından bazıları tarafından kaydedilen intihar bantlarını  yayımladı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kanal bu bantlara nasıl  ulaştığını açıklamadı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kanal, daha erken saatlerde de  Irak'ta faaliyet gösteren El Kaide'nin yeni liderine ait olduğu öne sürülen bir  ses bantı yayımlamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kanalın Ebu Hamza el Muhacir'e  ait olduğunu duyurduğu bantta konuşan kişi, Müslümanlara Irak'taki isyancılarla  birlik olma çağrısı yapıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bantta "bir an bile zaferden  şüphe duymuyorum. Savaş daha yeni başlıyor" deniyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Sünniler de federasyon için meclise  teklif verdi&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Irak'ta sokaklarda mezhep  çatışmaları can almaya devam ederken mecliste de "parçalanma" tartışmaları  sürüyor. Şiiler'in ülkenin güneyinde özerk bölgeler kurulmasını öngören yasa  teklifi hazırlaması üzerine Sünniler de adım attı. Tatil dönüşü toplanan  mecliste Kürt, Süni ve Şiiler arasında gerilim tırmanıyor. Kuzey Irak'ta Irak  bayrağının indirilmesi sonrası ipler gerildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;'ÇÖKÜŞE AYLAR KALDI'&lt;br /&gt;Meclis  sözcüsü Mahmud el Meşhedani sert çıktı: "Uzlaşmak için en fazla 3-4 ayımız var.  Eğer başaramazsak bu ülke çöker..." Geçici Irak anayasası, ülkenin federal  yapıya kavuşmasını ve 18 ilde özerk bölge kurulmasını öngörüyor. Sünniler,  zengin petrol yataklarının bulunduğu kuzeyin Kürtlere, güneyin Şiilere  verilmesiyle zenginliklerden mahrum kalmaktan korkuyor... M. Meşhedani&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;hr /&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Putin'in 3. kez seçilmesi için referandum  isteyenler 'yasa' engeline takıldı&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Rusya'da Devlet Başkanı  Vladimir Putin'in göreve üçüncü dönem için aday olabilmesine ilişkin  tartışmalara Merkez Seçim Kurulu son noktayı koydu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Rusya Merkez Seçim Kurulu  Başkanı Aleksandır Veşniakov, basın toplantısında,Putin'in üçüncü kez aday  olabilmesi için referandum düzenlenmesi yönündeki bazı&lt;br /&gt;milletvekillerinin  önerisine, "Bunun için artık çok geç" karşılığını verdi. Veşniakov, Rusya'daki  Seçim Yasası'nın, devlet başkanlığı veya parlamento seçimlerinin yapılacağı yıl  içinde referandum düzenlenmesini yasakladığını belirtti. Seçim Kurulu Başkanı,  ''Duma seçimleri Aralık 2007'de, devlet başkanlığı seçimleri de 2008 yılında  yapılacak. Referandumlarla ilgili federal yasayı ihlal etmeden bu zaman dilimi  içinde böyle bir referandum yapılması pratik olarak imkansız görülüyor'' diye  konuştu.Parlamentonun alt kanadı Duma'daki bazı milletvekilleri, Putin'in üçüncü  kez aday olması için referandum yapılması önerisini getirirken, Rusya'nın  St.&lt;br /&gt;Petersburg kentinde de halk, Putin'in bir kez daha aday olabilmesi için  imza toplamaya başladı. Tüm bu gelişmelere karşılık Putin, çeşitli vesilelerle  yaptığı&lt;br /&gt;açıklamalarda, bir kişinin üst üste iki kez devlet başkanlığı  yapmasına izin veren Anayasanın değiştirilmemesi gerektiğini söylemişti.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;div&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Rus generale yolsuzluk  cezası&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt; &lt;/div&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Rusya’da bir general ve 6  polis yetkilisi, yolsuzluk yaptıkları gerekçesiyle 15 ile 20 yıl arasında  değişen hapis cezalarına çarptırıldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Moskova Bölgesi Askeri  Mahkemesi’nde bugün yapılan duruşmada, Acil Durumlar Bakanlığı’nda görevli  General Yuri Ganeyev ve 6 üst düzey polis yetkilisi görevlerini kötüye  kullanmak, organize suç gruplarında yer almak ve yasa dışı patlayıcı bulundurmak  gibi suçlardan mahkum edildi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Mahkeme General Ganeyev için  20 yıl diğer üst düzey polis yetkililerine de 15’er yıl ağır hapis cezası verdi.  Mahkeme ayrıca, sanıkların rütbelerini de sökerken, şu ana kadar aldıkları  başarı madalyalarının da iadesini kararlaştırdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ganeyev ve diğer zanlılar,  masum olduklarını belirterek kararı temyiz edeceklerini açıkladılar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;General ve polis arkadaşları  2003 yılında düzenlenen bir operasyonda, mevkilerini kullanarak işadamlarından  para almak suçlamasıyla gözaltına alınmışlardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Rusya Devlet Başkanı Vladimir  Putin, geçen Mayıs ayında yolsuzluğun ciddi bir sorun olduğunu ve bununla ciddi  bir şekilde mücadelede edileceği sözü verirken, araştırmalar Rusya’da  yolsuzluğun ve rüşvetin yaygın bir şekilde devam ettiğini gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;/ MOSKOVA&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;08.09.2006 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Amerikan  askerlerine 'çuval yasağı'&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Pentagon, Türk-Amerikan  ilişkilerinde hálá unutulmayan çuvalın varlığını ortadan kaldırmaya karar verdi.  Yeni gözaltı ve sorgulama kurallarına göre kafaya çuval geçirmek, soymak,  köpekle korkutmak, suya batırmak yasak.&lt;br /&gt;(8 Eylül 2006 Cuma)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;KUZEY Irak’ta Türk  askerlerinin başına çuval geçiren, Guantanamo’da ve Ebu Garib’de mahkumlara  işkence yapan ordu mensupları yüzünden ağır eleştirilere maruz kalan Pentagon  (ABD Savunma Bakanlığı), askeri gözaltı ve sorgulama kurallarını değiştirdi.  Yeni kurallara göre, insanları soymak, kafalarına çuval geçirmek, köpeklerle  korkutmak gibi metotlarla sorgulama yapılması yasaklandı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Pentagon yetkilileri, 1992’de  hazırlanan ABD Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sahra Talimatnamesi’nde bazı  değişiklikler yaptı. Talimatnamede, işkence, zulüm, insanlık dışı ve aşağılayıcı  davranışlar yasaklandı. Ancak talimatname eskiden beri uygulanagelen 16  sorgulama tekniğini muhafaza ederken bunlara 3 tane daha ekledi. İstihbarattan  sorumlu Genelkurmay Başkan Yardımcısı Korgeneral John Kimmons, "İşkence ile  alınan ifadelerden sağlıklı bilgi elde edilemez. Baskı altında verilen  ifadelerin güvenilirliği kuşkuludur. Ayrıca işkence olaylarının kamuoyuna  yansıması iyi değil" dedi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Pentagon, yayınladığı başka  bir talimatla da "yasa dışı düşman savaşçıları" adıyla El Kaide ve Taliban gibi  tutukluların normal savaş esirlerinden daha az haklara sahip olacağını bildirdi.  Bununla birlikte, Cenevre Konvansiyonu uyarınca ABD Yüksek Mahkemesi’nin  Haziran’da aldığı karara göre böyle tutuklular da insanlık dışı muameleye karşı  korunacaklar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Önemli bir ayrıntı da bu  kurallar, Başkan Bush’un teröristleri sorgulama programına devam edeceğini  açıkladığı CIA için geçerli değil. CIA’in sorgulamalar için "alternatif  yöntemleri" bulunduğu belirtiliyor.&lt;br /&gt;HÜRRİYET&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-family:Copperplate Gothic Bold;font-size:180%;color:#ff0000;"&gt; Y  A  Z  A  R  L  A   R&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;  &lt;hr /&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Hangi laiklik?&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Taha AKYOL -  MİLLİYET&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;YARGITAY Başkanı Osman  Arslan, adli yılı açış konuşmasında bir laiklik tanımı yaptı. Arslan'ın bu  tanımı ile Anayasa Mahkemesi'nin laiklik tanımı arasında bazı farklar  var.&lt;br /&gt;Arslan'ın tanımı şöyle:&lt;br /&gt;"Laiklik dinin devlet işlerine, devletin ise  din işlerine karışmaması, her ikisinin birbirinden ayrılması anlamına  gelir..."&lt;br /&gt;Arslan, bu tanımdan hareketle, laikliğin iki unsurunu vurguluyor.  Biri, "siyasal" niteliklidir: Din, devleti yönetemez; devlet, dini yönetemez.  Devlet bütün dinlere eşit mesafededir. Esasen din, gerçek kişilerle ilgilidir,  tüzel kişiliklerin ve devletin dini olamaz...&lt;br /&gt;Laikliğin ikinci unsuru,  "kişilerin iç dünyası" ile ilgilidir, din ve vicdan özgürlüğünü  içerir.&lt;br /&gt;Arslan'ın bu tanımı doğrudur, Anayasa'nın 24. maddesine de uygundur.  Bu madde de laikliği "devlet" odaklı olarak tanımlıyor: "Devletin sosyal,  ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzeni kısmen de olsa dine dayandırılamaz,  siyasi amaçla kullanılamaz..."&lt;br /&gt;Çünkü siyaset de devlet odaklı bir  faaliyettir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Otoriter laiklik&lt;br /&gt;Anayasa  Mahkemesi ise, "din ve devlet işlerinin ayrılması" şeklindeki laiklik tanımını  "dar" buluyor, toplum odaklı bir tanım yapmaya çalışıyor. Bununla yetinmeyip,  laikliğin "her dinin özelliğine göre" tanımlanacağını söylüyor:&lt;br /&gt;"Klasik  anlamda, dinle devlet işlerinin birbirinden ayrılması biçimindeki tanıma  karşılık, İslam ve Hıristiyan dinlerinin özelliklerindeki ayrılıklar gereği,  ülkemizde ve Batı ülkelerinde oluşan durumlar ve ortaya çıkan sonuçlar da ayrı  olmuştur." (Karar no: 1998/1)&lt;br /&gt;Batı'daki laiklikler tarihini göz ardı eden bu  yaklaşımı benimsersek, Türkiye çoğunluğu Hıristiyan olmadıkça Batılı (liberal)  bir laikliğe hiç kavuşamayacaktır!&lt;br /&gt;Yüce Mahkeme özgürlüklerin laikliği yok  edebileceğinden korkuyor, "laikliği özgürlüğe kıydırmamak" gibi 'veciz' bir  gerekçeyle otoriter bir laiklik anlayışını benimsiyor. (Karar No:  1989/12)&lt;br /&gt;Yekta Güngör Özden gibi, Cumhurbaşkanı Sayın Sezer de konuşmalarında  bu otoriter laiklik savunusunu sürdürüyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Liberal laiklik&lt;br /&gt;Anayasa  Mahkemesi kararlarında "uygarlık, özgürlük, bilim, akıl, akılcılık, çağdaşlık,  çağdaş yaşam felsefesi" gibi kavramlarla laik arasındaki ilişki anlatılarak  laikliğin bu "felsefi" muhtevası, bağlayıcı ve zorlayıcı bir "hukuki norm" gibi  algılanmaktadır.&lt;br /&gt;Halbuki liberal demokrasilerde "doğru felsefe" de zorlayıcı  bir norm haline getirilemez.&lt;br /&gt;Laiklik konusunda bağlayıcı ve zorlayıcı norm,  Anayasa'nın 24. maddesindeki devlet odaklı tanımdır.&lt;br /&gt;Laiklik hukuken "devlet"  odaklı bir kavramdır, toplumsal alan ise özgürlükler ve çoğulculuk  alanıdır.&lt;br /&gt;Mesela: AİHM'ye göre toplumda dini cemaatlerin bulunması ve  bunların din kurallarına göre yaşaması, propaganda yapması, laikliğin din ve  vicdan özgürlüğü tanımına uygundur. (Bkz. Emre Öktem, Uluslararası Hukukta İnanç  Özgürlüğü, sf. 376 vd. Liberte Yayınları)&lt;br /&gt;Böyle bir özgürlük, bizim Anayasa  Mahkemesi içtihatlarına göre imkânsızdır! Bizde özgürlüğün 'sekülerleştirici'  işlevi yeterince fark edilmediği için, "laikliğe kıyacağı"  sanılmaktadır.&lt;br /&gt;Türkiye geliştikçe, elbette demokrasimiz gibi laikliğimiz de  liberalleşecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;a href="mailto:t.akyol@milliyet.com.tr"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;t.akyol@milliyet.com.tr&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Memur Gelir Vergisi  ödemez!&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; Deniz Gökçe  -  AKŞAM&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Vergi konusu ülkemizin değerli  vatandaşlarının iyi anladığı konulardan biri değildir. Nereden çıkardın bunu  demeyin. Hükümet ile kamu çalışanlarının zam konusunda diyalog (veya  diyalogsuzluk (?)) içinde olduğu dönemde bir gazetede ekonomi haberleri yazan Ö.  Demirkan kardeşimiz, memurları konuşturmuş ve söylemlerini sayfaya taşımıştı.  Memur Recep Bey 'Ödediğim vergi aylık 481 YTL. Kapalıçarşı'daki dükkanlar bu  kadar ödemiyor!' demiş!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Peki bu ifade doğru mu? Tabii  kökünden yanlış. Bizim bu konuda söyleyeceğimiz çok şey var. Genelde  söyleyeceğimiz gerçekler, memurları kızdırmasına kızdırır ama, gene de gerçeği  söylemek gerekli.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Baylar, bayanlar; memurlar  Gelir Vergisi ödemezler! Burada memur ve Gelir Vergisi kelimeleri  önemli!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Peki neden? Düşünün, bir  memurun maaşı brüt 100 ve net 50 olsun. Bu kişi 50 vergi ödediğini  sanır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ama bu kişinin devlet  bütçesinde nasıl yer aldığını düşünelim. Maaşı brüt 100 olarak gider bölümünde  yer alır. Ödediği vergi de 50 olarak gelir kısmında. Netleştirdiğiniz zaman,  memur kişinin devlet ile ilişkisi sadece net gider olarak 50 sayısıdır, memurun  dramı düşük net 50 ücrete çalışıyor olmasıdır. Buna razı olmasıdır. Çünkü diğer  50, devletin bir cebinden çıkar diğer cebine girer. Dolayısıyla devlet memurları  düşük net ücrete çalışan ve bütçeye sıfır Gelir Vergisi katkısı yapan  kimselerdir. Memurlar Gelir Vergisi ödemezler, sadece alışveriş yaptıkları zaman  ödedikleri satış vergisi, KDV gibi dolaylı vergileri öderler. Halbuki o memurla  aynı işi özel sektörde yapan kişi, devlete bal gibi Gelir Vergisi öder. Bu  nedenle memurların yüksek Gelir Vergisi ödedikleri tezi tamamen  yanlıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tabii ülkemizde Gelir Vergisi  tahsilatı düşüktür. Çünkü vergi oranları çok yüksektir. Bu da ülkemizde  kayıtdışının, genel yaşam tarzı olması sonucunu getirmiştir. Tüm dünyada 1980  sonrasında bir devrim olmuştur. Sanayileşmiş birçok ülkede vergi oranları  düşürülmüştür. Bu da kayıtdışında bir azalma getirmiştir. Ancak Türkiye'de 1987  seçimlerinden başlayarak yeniden popülizm hakim olmuş ve bu süreçte devlet  çökmüştür. Devlet büyük açık ve borç sorununa girince vergiler düşürülmediği  gibi en gayri adil vergi olan su, elektrik, gaz, telefon, benzin vergileri  kişileri ve kurumları boğmuştur. Ancak devlet kendisini kurtardıktan sonra  vatandaşlar vergi yükünden kurtulabilirler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Aşağıda dünyada çeşitli  ülkelerde en üst düzey Gelir Vergisi oranları var. Listede 1980 yılından 2004  yılına gerçekleşen değişime bakın. Türkiye bunu  yaşayamamıştır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt; Bankalarımız neden  yabancılaşıyor?&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Prof.Dr. Aydın AYAYDIN - SABAH&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bankacılık sektöründe yaşanan  olumsuzlukların ardından 2000 yılının başından itibaren 20'nin üzerinde banka  'fon' a alındı. Bankaların hakim ortakları ve yöneticileri hakkında ceza ve  hukuk davaları açıldı. Bu bankalardan bazılarının hakim hissedarları banka  kaynaklarını kendi grup şirketleri lehine kullandıkları gibi, bazılarının da  tamamen ekonomik krizden kaynaklanan likidite sıkışıklığından kaynaklandığı  kanısındayım. Ancak hepsine birden 'hortumcu' damgası vurulduğu için suçlu  suçsuz ayırımı yapılmadı ve sapla saman birbirine karıştı.&lt;br /&gt;Bu sürece kadar  Türk bankacılık sistemi içinde yabancıların toplam aktif itibarı ile payı yüzde  2 iken bugünkü resmi kaynaklar yüzde 16.3 olarak gösteriyor. Ancak bu oranın,  mevduat ve şube sayısı olarak dikkate alınırsa yüzde 20'ler düzeyinde olacağı  anlaşılıyor. Kaldı ki, Akbank'ın yüzde 20'lik bölümü ile Halk Bankası' nın da  satışı gündemde. Bunların da yabancı sermayeye satılması halinde, ister istemez  sektördeki ağırlık yabancı sermayenin eline geçer. Bankalar Birliği'nde de söz  hakkı yabancı bankaların olur.&lt;br /&gt;Global dünyaya açık tüm ülkeler yabancı  sermaye çekmek ister . Bizim ülkemiz gibi, gelişmekte olan ülkeler de yabancı  sermaye çekmeyi ister. Kişisel olarak ta yabancı sermayenin yanındayım. Ancak,  bankacılık sektörü, ülkenin birikimlerini ellerinde bulundurdukları için önem  arz ediyor. Bankacılık sektörü başka sektöre benzemez. Herhangi bir ekonomik  kriz esnasında yerli sanayici ve tüccara sırtını dönüp, birikimlerimizi yurt  dışında değerlendirebilirler. Onun için bankacılık sektöründeki yabancı oranının  belli bir sınırı aşmaması lazımdır.&lt;br /&gt;Üç gün önce MNG Bank'ın da Lübnan uyruklu  Hariri ailesine satıldığına tanık olduk. Bankalarımızın yabancılara satışı devam  edecek gibi görünüyor.&lt;br /&gt;Peki banka sahipleri neden bankalarını satıyor? Asıl  sorgulanması gereken konu bu olsa gerek. Hiçbir banka sahibi bankasını arzusu  doğrultusunda satmıyor. Çıkarılan tepki yasaları ile 'hortumcu' damgası yememek  için bankalar yabancılara satılıyor. Birde siyasi otoriteye bağımlı kalmamak  için. Hiçbir ülkede bankacılık yasası, tepkiler üzerine hazırlanmamıştır . Ama  bizde yaşanan kötü bir olay üzerine yasalar monte ediliyor.&lt;br /&gt;BDDK'nın görevi,  sadece denetim değil, aynı zamanda sektör ile ilgili düzenleme yapmaktır. Peki  BDDK bu düzenlemeleri yeterince yapıyor mu? yoksa 'hırsızı yakaladım' zihniyeti  ile yola çıkarak murakıp raporu mu hazırlıyor? Basına yansıyan birçok murakıp  raporlarına tanık olduk. Benzer olaylarda farklı murakıp raporları ile birçok  bankacı suçsuz olarak hapislerde sürünmedi mi? Yine bazı hortumcu bankalara çok  iyidir raporu düzenleyip, sonra da bu bankaların üst yönetimlerinde görev  üstlenmediler mi? Bence üzerinde durulması gereken konu bu  olmalıdır.&lt;br /&gt;Sektörde yabancı payı düşük iken, bankalarla iş yapan  işadamlarımızın faiz, komisyon ve hizmet faturaları daha düşüktü. Şimdi ise 100  YTL havale gönderen bir vatandaştan bankaların aldıkları masraf neredeyse havale  miktarı kadardır. Bu nereye kadar devam edecek? Bu gidişle birkaç yıl sonra  bankaların karları, tahsil ettikleri masraflarla 10'a  katlanacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;div align="justify"&gt; &lt;hr /&gt; &lt;/div&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;301. madde  kaldırılmamalı.... Asker hangi konuda, nerede fikir beyan  etmeli?&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt; Emin Şirin Yazıyor...  &lt;a href="mailto:eminsirin@haberx.com"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;eminsirin@haberx.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bugün size beraber düşünmemiz  için iki konuyu soru halinde dikkatinize getirmek istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bunlardan birincisi meşhur  TCK’nın 301. maddesi ile ilgili.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Biliyorsunuz bu madde içeride  ve dışarıda da çok tenkit ediliyor. Evvela maddeyi okuyalım:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Madde 301 - (1) Türklüğü,  Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisini alenen aşağılayan kişi, altı  aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(2) Türkiye Cumhuriyeti  Hükûmetini, Devletin yargı organlarını, askerî veya emniyet teşkilatını alenen  aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile  cezalandırılır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(3) Türklüğü aşağılamanın  yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek  ceza üçte bir oranında artırılır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;(4) Eleştiri amacıyla yapılan  düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şimdi bu maddeye bakarak  Başbakanımızın Türklüğü alt kimlik olarak gördüğü bir cümleyi alalım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Etnik unsurlar vardır. Kürt’ü  vardır, Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Arnavut’u, Boşnak’ı, Türk’ü vardır. Bunlar  ülkemizde bir alt kimliktir. Bunun bir tek üst kimliği vardır; o da Türkiye  Cumhuriyeti Vatandaşlığıdır.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Türk Türküm, Kürt Kürdüm, Laz  Lazım, Çerkez Çerkezim diyebilecek. Hepimizin üst kimliği Türkiye Cumhuriyeti  vatandaşlığıdır. Türk, Kürt, Çerkez, Laz aklınıza ne gelirse hepsi Türkiye  Cumhuriyeti Vatandaşlığı üst kimliği altında bir ve beraber olacağız. Alt  kimliklere saygı duyacağız. Ancak hepimizin bir üst kimliği var. Nedir o?  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gördüğünüz gibi açıkça Türklük  burada alt kimlik olarak değerlendiriliyor. Şimdi düşünelim, bu makul bir  eleştiri midir? Yoksa Türkiyelilik kavramını savunan, Türklüğü aşağılayan 301  kapsamında bir suç mudur?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu konudaki iniş çıkışları her  zaman devam eden Tayyip Erdoğan’ın CNNTürk’teki açıklamalarına gelelim;  Muhtemelen benim de Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’yı kesin ihlal manasına gelen ve  partisinin kapatılmasına sebep olacak bu söylemlerini Yargıtay Başsavcılığına  intikal ettirmemden sonra Tayyip Erdoğan söylemini değiştirdi. Şimdi, geçen gün  CNNTürk’te “Vatandaşlık bağı ile TC’nin her bir bireyi Türk’tür. Bu anayasal  tanımdır. Dışarıdayken Türkiyeliyim demek bir şey kaybettirmez. Zenci,  Kızıldereli Amerikalıyım diyor” demiş. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şimdi tekrar düşünelim; Tayyip  Erdoğan bu sözleri yurtdışındayken etseydi; 301. maddenin 3. paragrafına göre  suç işliyor muydu, işlemiyor muydu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ben size kendi fikrimi de  söyleyeyim:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;301. madde kesinlikle  kalkmamalı ve kalmalı. Ancak yine mutlaka aşağılamanın, hakaretin, eleştirinin  karşılıklı sınırları mahkemelerin içtihatlarına bırakılmadan, kanunla çizilmeli  ve tarif edilmeli.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;****&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İkinci sorum da, “Askerin  yetkileri nerede başlar, nerede biter, asker siyasete karışır mı, karışmaz mı,  asker hangi konuda fikir beyan etmeli, hangi konuda susmalı? Konuşacaksa hangi  platformlarda konuşmalı?”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu soruyu sormamın sebebi  Genelkurmay Başkanı Sayın Orgeneral Büyükanıt’ın NATO’nun Taliban’a karşı ek  kuvvet talebi olduğu söylentileri ile ilgili olarak “TSK’nın terörle mücadele  amacıyla tek bir askeri bile asla Afganistan’a gidemez” şeklinde bugün  gazetelere yansıyan beyanatı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yurtdışına NATO’nun bir talebi  çerçevesinde asker yollanıp yollanmayacağına kim karar verir? Hükümetin talebi  ile (pek tabii hükümetin TSK ile istişare etmesi kaydıyla) TBMM mi, askerin  kendisi mi? Askerin bu konuda alenen konuşması makul mudur?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;TBMM ve Hükümet bu konuyu  değerlendirmeden askerin bir beyanat vermesi, demokratik bir ülkede makul bir  uygulama mıdır?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Geçen gün Tayyip Erdoğan,  Balıkesir’deki konuşmasında kendisine “Artık şehit cenazesi istemiyoruz” diyen  bir vatandaşa, “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” şeklinde bir çıkış  yaparak şehitlere karşı çok büyük bir saygısızlıkta bulundu. Ben de doğrusu  şehitlerin manevi hatıralarını zedeleyen bu tavra karşı, Genelkurmay Başkanının  “şehitlerimiz için siyaset dünyasından da gerekli saygıyı bekliyoruz” şeklinde  bir açıklama yaparak TSK’nın morali ve şehitlerimizin manevi hatırasına sahip  çıkmasını bekledim. Ben duymadım ama Sayın Büyükanıt, bu konuda halkımızı da  rahatlatan bir açıklamada bulunmuş. ; yapmadı. Yaptıysa da ben duymadım. Bu  konuda TSK’nın başında bulunan kişinin susması doğru değildi; zaten sessiz  kalmamış.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Keza bugün Milliyet  Gazetesinde Hava Kuvvetleri Komutanı’nın beyanatları var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Okuyalım:&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; “Güneydoğu’da ırka dayalı  milliyetçilik istismarı var. O yüzden yarayı kaşımak değil, tedavi etmek lazım.  Bu yalnız askeri tedbirle olmaz. Dış politika ciddi iştir. 1 Mart tezkeresini  keşke kabul etseydik deniliyor; ancak iş işten geçti” vb, vb.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bir orgeneralimizin bu şekilde  gazete manşetleriyle Hükümeti de tenkit eder mahiyette beyanatlar vermesi makul  müdür? Yoksa, fevkalade haklı olan bu görüşlerini meşru platformlarda, yani  MGK’da ve/veya bilgi vermek üzere geldikleri TBMM’nin komisyonlarında  belirtmeleri gerekmez mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;****&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Çare nedir?” diye  soracaksınız. Çare, Anayasal Türklüğün delinmediği, tapusu sağlam bir vatanda,  hukukun ve demokrasinin üstünlüğünü temin etmektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;hr /&gt;    &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Güneydoğu'nun para  kadar imaja da ihtiyacı var&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Remzi Kaymak / Ortadoğu  Sanayici ve Genç İşadamları Derneği (OSGİAD) Genel Başkan Yardımcısı&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Günümüze kadar çıkan teşvik  yasaları Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ne yazık ki olumsuz etkiler yarattı. Şu  an yürürlükte olan 5084 ve 5350 sayılı yasalar da bölge halkı için anlamını  yitirdi. Teşvik dengesizlikler yaratarak haksız rekabete yol açtı.  Beklentilerimizden uzak sonuçlar doğuran teşvik yasalarının çıkmasını  beklemektense, artık kendimiz bir şeyler üretme yollarını aramalıyız. İşe ilk  önce imaj ile başlayabiliriz. İmajın günümüzde toplumlar, kurumlar, işletmeler  ve fertler üzerinde oldukça önemli etkisi olduğu bir gerçektir. Bu anlamda  imajımızı düzelterek, bunu profesyonel tekniklerle pazarlamaya  başlayabiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İşadamları doğuya yatırım  yapsın gibi ifadeleri bir propaganda sözü olarak söylüyorsak boşuna nefesimizi  tüketmeyelim. Siz Aydınlı veya Sinoplu olsaydınız gelip buralara yatırım yapar  mıydınız? Bunu kendimize sorup cevabını bulduktan sonra bu tür çağrılar yapmak  gerekmez mi? Biz cevap veremiyorsak bu soru karanlığa kurşun sıkmak olur.  Yatırımcıya bir neden yaratmalıyız. Yaratamazsak olumsuz cevaplarla sürekli  karşılaşırız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Oturduğumuz yerden kimse gelip  kucağımıza bir şeyler bırakmaz, bırakmasını da beklememeliyiz. Yıllarca  yaptığımız gibi kendimizi kandırmaktan vazgeçelim, başarısız olmuş politikaların  peşini bırakalım. İlk önce bölgenin imajını düzeltmek adına tanıtımlara  başlayabiliriz, Diyarbakır, Mardin ve Batman başta olmak üzere bölge kentlerinin  Türkiye'nin en güvenilir yerleri olduğunu, iş gücünün fazla olduğunu, yeraltı,  yerüstü kaynakları, bölgesel kolaylıklar olduğunu, bölgenin Ortadoğu'ya açılan  pencerenin kanatları durumunda olduğunu bir pazarlama taktiğiyle anlatmaya  çalışalım. Güncel ve devamlılık sağlayacak teşvik kanunlarının çıkarılması için,  bölge milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, yerel yönetimler ve basınımız  bazı çağrılar yapıyor ama sektör oluşturma adına hiçbir kımıldama hissedilmiyor.  Bu da çağrının samimi olmadığını göstermiyor mu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bölgenin güvenilir olduğunu  vurgulayarak, bedava arsa, vergi, harç, sigorta primi indirimi, ucuz enerji gibi  cazip paketler oluşturmak için düğmeye basmamızın zamanı gelmedi mi? Bu zamanı  bir daha yakalama şansımız olmayabilir. Güneydoğu gelişmek adına en iyi zamanını  yaşıyor. Kısa bir süre sonra bölge büyük bir turizm patlaması ile karşı karşıya  kalabilir. Bu konuda, istatistiki veriler var. Buna karşılık ne devlet, ne de  özel sektör hiçbir girişime başlamış değil. Sürekli turizmin başka sektörleri de  bölgeye çekeceğini bilmek o kadar zor almasa gerek. Bölgede iyileştirmeyi  sağlarsak, bölgenin tüm yatırımcılarını bir araya getirip yatırım yapmalarına ön  ayak olursak, sadece geriye davet etmek kalır. Bölgede küçük esnafı  tekelleşmeden korumak, ortak yatırım yapmalarını sağlamak için bir araya  getirmeliyiz. Bölgemiz her geçen gün üretmeyen, sürekli tüketen bir konuma  girdi. Birçok kurum ve kuruluşun bölgesel merkezi durumunda bulunan  Diyarbakır'da, şubelerin bile kapatılmaya başlanması kentin bu yarışta oldukça  gayretsiz olduğunu göstermektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Sonuç olarak; iyi şeylerin  elde edilebilmesi için eğitime, eğitim için de gayrete ihtiyaç vardır. Bu gayret  bölge insanında fazlasıyla var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu anlamda başkalarından  yatırım beklemek propaganda lafından başka bir şey değildir. Güneydoğu'nun  kalkınmasını istiyorsak bizler geç kalmış değiliz. Bölgemizin tanıtımını iyi  yaptıktan sonra birikimlerimizi bir araya getirerek, profesyonel anlamda  birleşebilir ve bu birleşim ile harikalar, hatta mucizeler yaratabiliriz.  Dünyada bunun birçok örnekleri vardır. Hemen şimdi en yakın komşuya teklif  götürerek başlamanın tam zamanı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Geçmişimize olan borcumuzu,  iyi bir gelecek bırakarak ödeyebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;hr /&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;strong&gt;Hurda motorlu taşıtlara şartlı vergi  affı&lt;/strong&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;BİZE GÖRE / Veysi  Seviğ&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;"Bazı kamu alacaklarının  tahsil ve terkinine ilişkin" 5535 sayılı yasanın 4'üncü maddesi uyarınca "ilgili  trafik sicilinde adlarına kayıt ve tescilli bulunan motorlu kara taşıtlarını"  31.12.2006 tarihine kadar ilgili yönetmelik hükümlerine göre kayıt ve tescilinin  silinmesi ve hurdaya çıkarılması suretiyle il özel idarelerine bedelsiz olarak  teslim eden gerçek ve tüzel kişilerden "08.07.2006 tarih itibariyle yük ve yolcu  taşımacılığı dışında bilanço esasına göre defter tutmayı gerektiren başkaca  ticari ve mesleki faaliyeti nedeniyle mükellefiyeti bulunmayanların, hurdaya  çıkarılan taşıta ilişkin olarak tahakkuk etmiş ve ödenmemiş olan motorlu  taşıtlar vergisi ile bu vergiye ilişkin gecikme zammı, gecikme faizi ve vergi  cezaları terkin edilecektir. Bu bağlamda yasal düzenleme gereği il özel  idarelerinin, bu kapsamda teslim aldıkları hurda taşıtların satışından elde  ettikleri kazançları ile bu faaliyetlerle ilgili olarak yapılan işlemler ve  düzenlenen kağıtlar her türlü vergi, resim ve harçtan müstesna  tutulmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Motorlu kara taşıtlarını noter  satış senedi ile iktisap edip ilgili trafik tescil kuruluşundan adlarına kayıt  ve tescil ettirmemiş olan ve 08.07.2006 tarihi itibariyle yük ve yolcu  taşımacılığı dışında bilanço esasına göre defter tutmayı gerektiren başkaca  ticari ve mesleki faaliyetten dolayı mükellefiyeti bulunmayan gerçek ve tüzel  kişiler, 08.07.2006 tarihinden itibaren 31.12.2006 tarihine kadar kayıt ve  tescil işlemlerini tamamlayarak konuya ilişkin diğer koşulları da yerine  getirmeleri halinde bu olanaktan yararlanabileceklerdir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Söz konusu yasal düzenlemeden  otomobil, kaptı kaçtı, arazi taşıtları ve benzerleri ile motosikletler, minibüs,  panelvan, motorlu karavan, otobüs ve benzerleri ile kamyonet, kamyon, çekici ve  benzeri taşıtlar yararlandırılmış bulunmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Buna göre;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;. İlgili trafik sicilinde  adlarına Motorlu Taşıtlar Vergisi Yasası'nın 5'inci maddesinin (I) sayılı  tarifesinde yer alan; otomobil, kaptı kaçtı, arazi taşıtları ve benzeri taşıtlar  ile motosikletler, aynı yasanın 6'ncı maddesinin (II) sayılı tarifesinde yer  alan; minibüs, panelvan, motorlu karavan, otobüs ve benzerleri ile kamyonet,  kamyon, çekici ve benzeri taşıt kayıt ve tescili bulunan ve 08.07.2006 tarihi  itibariyle yük ve yolcu taşımacılığı dışında bilanço esasına göre defter tutmayı  gerektiren başkaca ticari veya mesleki faaliyetten dolayı mükellefiyeti  bulunmayan,&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;. Yukarıda sayılmak suretiyle  belirtilmiş bulunan motorlu kara taşıtlarını 08.07.2006 tarihinden önce noter  satış senedi ile iktisap eden ancak, ilgili trafik tescil kuruluşlarında  adlarına kayıt ve tescil ettirilmemiş olan mükelleflerden, 08.07.2006 tarihinden  31.12.2006 tarihine kadar, adlarına kayıt ve tescil ettiren, yine 08.07.2006  tarihi itibariyle yük ve yolcu taşımacılığı dışında bilanço esasına göre defter  tutmayı gerektiren başkaca ticari veya mesleki faaliyetten dolayı mükellefiyeti  bulunmayan gerçek ve tüzel kişilerin bağışıklıktan, yararlandırılması  mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu konuda gelir veya kurumlar  vergisi mükellefi olanların 08.07.2006 tarihinden 31.12.2006 tarihine kadar  örneği 27 seri numaralı motorlu taşıtlar genel tebliği ekinde bulunan bir  dilekçe ile gelir veya kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi  dairelerine başvurarak, 08.07.2006 tarihi itibariyle yük ve yolcu taşımacılığı,  faaliyeti dışında bilanço esasına göre defter tutmayı gerektiren başkaca bir  ticari veya mesleki faaliyetten dolayı mükellef olmadıklarına dair yazı almaları  gerekmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Yapılacak bu başvuru üzerine  hurdaya çıkarma işlemlerine tabi tutulacak taşıtların ilgili trafik sicilindeki  kayıtları üzerinden varsa Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa  hükümlerine göre tatbik edilmiş bulunan "hacizler" kaldırılacaktır. Ancak buna  karşılık, bu taşıtlar üzerinde üçüncü şahıslar tarafından konulmuş olan  mülkiyeti muhafaza, rehin veya haciz gibi motorlu kara taşıtının il özel  idaresine devrine engel teşkil edecek şerhlerin bulunması durumunda, bu şerhler  kaldırılmadıkça, mükellefler bu düzenlemeden yararlandırılmıyacaktır. Bu nedenle  başvuru sahiplerinin, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Yasa'ya göre  tatbik edilmiş olan hacizler dışında, üçüncü şahıslar tarafından konulmuş  bulunan mülkiyeti muhafaza, rehin veya haciz ve benzeri şerhlerin bulunmadığına  dair trafik tescil kuruluşundan belge almaları gerekmektedir. Bu belgenin  herhangi bir tescil kuruluşundan alınması mümkündür.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Amme Alacaklarının Tahsil  Usulü Hakkındaki Yasa uyarınca haciz koyma işlemleri belediyeler, il özel  idareleri, gümrük idaresi ve Sosyal Sigortalar Kurumu ve benzeri kuruluşlar  tarafından gerçekleştirildiğinden, söz konusu tahsil dairelerince devir konusu  taşıtlara konulmuş bulunulan hacizler de kaldırılacak ve durum ilgili kuruma  ayrıca bildirilecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;hr /&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Cezalandırın bu canileri!&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;   &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ruhat Mengi  (08.09.2006) -  VATAN&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Meryem S. 24 yaşında...  Patronunun tecavüzüne ilk uğradığında 14 yaşındaymış, henüz çocuk  sayılır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Tecavüz, hem de ellerini  kelepçeleyip kırbaçlayarak, tırnaklarını söküp vücudunda sigara söndürerek... En  adi hakaretlerle aşağılayarak. Bar, pavyon patronlarının karşısında konsomatris  rolü oynamaya zorlayarak... Saçlarından tutup duvara savurduğu için diplerinin  acısına dayanamadığı saçlarını kısa kesmelerini cani patronunun çocuklarından  istemiş zavallı kız, düşünün.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Üç aydır hastanede hâlâ  yüzündeki morluklar, vücudundaki sigara yanığı izleri geçmemiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ve cani patron çıkmış bir de  “Kendisi dövmemi istedi. Erkeklerle bakışıyordu” diye yığınla yalan  sıralıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İşte adaleti tam olarak yerine  getirmez, suçluları, ruh hastalarını cesaretlendirirseniz olacağı  budur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Beni mahkemeye veren kanun  yapıcılar gibi “Çocuk tecavüzlerinde de çocuğun rızası var mı araştırılsın”  derseniz olacağı budur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Erkekler karılarını,  sevgililerini veya göz koyduğu genç kızları en hunhar şekilde öldürüyor.  Cinayetin, vahşetin arkası kesilmiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;19 yaşındaki gencecik, pırıl  pırıl kız öğrenciyi üniversitede öldüren katil “akli dengesi bozuk” raporuyla  kurtulmuş. Ve işe bakın ki üç yıl tedaviyle turp gibi olmuş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Vay gidene... Şimdi yeni genç  kızların peşine düşer, öldürür, dengesi bozuk raporu alır ve sonra yine  iyileşir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ne güzel bir çark, ne adil bir  adalet değil mi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu canilere en ağır cezaların  verildiğini, bir daha topluma karışmalarına da izin verilmeyeceğini duymak  istiyoruz artık.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Duymak istiyoruz sayın  hakimler; anladınız mı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ermeni olayında  “beklenen”!&lt;br /&gt;Avrupa Birliği’nin, Türkiye’nin “Ermeni soykırımını kabullenmesi”  şartını da ileri sürmesini ben yıllardır beklemekteydim ve söylemekteydim,  nihayet oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Gerçi kendi içinden de itiraz  sesleri yükseldi ve “Türkiye bunu asla kabul etmez” dendi ama bugünden sonra bir  ileri bir geri adımlarla sık sık önümüze çıkaracaklardır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;İngiliz Parlamentosu’ndan  görüştüğüm isimlerin “Ermeniler hep burada, her gün konuşuyor, anlatıyorlar.  Sizden kimseyi görmüyoruz” dediklerini yazalı, “Dışişleri nerede?” diye soralı  kaç yıl oldu?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;‘Bu konuda yazılmış belgeleri,  tehcir rakamlarını da içeren detaylı kitapları AB ve ABD’li parlamenterlere  gönderin, Ermeniler yıllardır her şekilde faaliyet içinde, onlara olayları tek  yönlü olarak anlattılar, etkilediler, siz de hiç değilse bu kadarını yapın’ diye  tekrarlayıp durduk, hiç kimse kılını kıpırdatmadı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Kitapları Aysel Ekşi ve bazı  gönüllüler, STK’lar kendi imkânlarıyla gönderdi. Kâmuran Gürün’ün “Ermeni  Dosyası” kitabının İngilizcesinin kopya baskısını ben kendim yaptırıp  gönderdim.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Şimdi bizim büyük devlet  büyükleri çıkıp “Bu kararı kabul etmeyiz” diyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;“Biraz geç kalmadınız mı”  diyorum ben de!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Perşembenin gelişi...&lt;br /&gt;Ne  güzel atasözlerimiz var. Her olaya cuk diye oturan bir tane bulmuş bizden  öncekiler...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Hani bunca yıl sonra arasan  daha uygununu bulamazsın.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ne demişler meselâ,  “Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Dün VATAN’ın ilk sayfasında  çıkan, İstanbul’un göbeğindeki; kadınları karaçarşaflı, erkekleri cübbeli,  sarıklı, “Karımın çıplak adam görmesini istemem, onun için televizyon  izlemiyoruz” diyen vatandaşların yaşadığı Fatih-Çarşamba fotoğraflarını görünce  hemen bu sözü hatırladım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Bu fotoğrafın yanına toplumu  çağdaş değerlerden koparıp geriye çekmeye çalışan çabaları, uluslararası  kuruluşların yaptığı araştırma raporlarındaki “AB’ye sempati azalırken İran’a  artıyor” sonuçlarını da getirin. (Yüzde 34’ten yüzde 43’e çıkmış.)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Perşembenin gelişi  “Çarşamba”dan nasıl belli anlarsınız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Vereceğiniz her yanlış karar  bu gelişi hızlandıracak, onu da unutmayın!&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;*****&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;43 yıl!&lt;br /&gt;Sevgili okurlarım,  dün Atatürk’le ilgili yazımda ufak bir hesap hatası yapmışım; okurken farkına  vardım. Rapor 1933’te yazılmış, 30 yıl “gizlilik kaydı” nedeniyle açıklanmamış.  Yani 1963 yılından bu yana tam 43 yıldır (ben 33 yıl yazmışım) ABD Dışişleri  Bakanlığı’nda duruyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Ve ne tesadüf ki ancak bugün  birinin dikkatini çekiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Her neyse, hatadan dolayı özür  dilerim. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;&lt;hr /&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;Yargı ve ezberi!&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hasan CEMAL  - Milliyet&lt;/span&gt;  &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;Adli yıl açılış töreni... Bu yıl da farklı olmadı. Görüntüler yine  aynıydı. Yargıtay Başkanı, devlet büyükleri, hukukçular uzun uzun  konuştular.&lt;br /&gt;Ama ne söylediler?..&lt;br /&gt;Değişen bir şey yoktu.&lt;br /&gt;Daha çok  klişelerin ağır bastığı konuşmalar yapıldı. Herkes kendi ezberini  tekrarladı.&lt;br /&gt;O kadar!&lt;br /&gt;Sorunun özü sorgulanmadı.&lt;br /&gt;Ya da derine  inilmedi.&lt;br /&gt;Tüm konuşmalarda kimsenin itiraz edemeyeceği bazı genel doğrular  yer aldı.&lt;br /&gt;Demokrasi ve hukuk devleti, laiklik, irtica ve bölücülük gibi  konularda haklı eleştiri ve kaygılar belirtildi.&lt;br /&gt;Bu arada, her adli yıl  açılış töreninde olduğu gibi, yargıç ve mahkeme sayısındaki azlıktan, yargı  çalışanlarının geçim sıkıntısından, mahkeme binalarının yetersizliğinden  yakınıldı.&lt;br /&gt;Haklıydı bu şikâyetler de.&lt;br /&gt;Yine her zaman olduğu gibi yargıç  güvencesiyle bağımsızlığı açısından bazı temenniler dile getirildi.&lt;br /&gt;İyi  güzel!&lt;br /&gt;Ama demin de altını çizdiğim gibi sorunun özüne damardan girilmedi. Bu  konuda ezberler bozulmadı. Birtakım klişelerle durum gene idare edildi.&lt;br /&gt;Oysa  yargının ezberleri var, bozulması gereken. Köklü bir zihniyet değişimine  ihtiyacı var, Türkiye'de yargının.&lt;br /&gt;Ülkemizde yargı hâlâ bireyi değil devleti  korumanın peşinde.&lt;br /&gt;Referansı hâlâ devlet.&lt;br /&gt;Ne yazık ki birey  değil.&lt;br /&gt;Yargıda sorunun özü budur.&lt;br /&gt;Yargı, demokratik hukuk devletinin  gerçekten işlediği, devletin hukukla barışık olduğu ülkelerde devleti değil,  devlete karşı bireyi korumakla yükümlüdür. Devletten çok bireyi güçlendirmeyi  öne alır.&lt;br /&gt;Bizde ise tam tersi...&lt;br /&gt;Bu zaaf bir türlü aşılamıyor.&lt;br /&gt;Ayrıca,  Avrupa hukuku alanında Türkiye gereğini bir türlü tam olarak yerine getiremiyor.  Birtakım yasalarda değişiklik yapılıyor yapılmasına.&lt;br /&gt;Ama yetersiz.&lt;br /&gt;Daha  yaşamsal sorun, hiç kuşkusuz, zihniyet değişimi alanında yatıyor. Bu açıdan  değişime karşı direnç var çünkü.&lt;br /&gt;Yargının içinde değişime ayak uyduranlar  elbette yok değil. Ama bir de inatla ayak sürüyenler dikkati çekiyor.&lt;br /&gt;Onun  için de uygulamada birçok çarpıcı çelişki suyun yüzüne vuruyor, tüm demokrasi ve  hukuk ayıplarıyla...&lt;br /&gt;Avrupa Birliği yolunda yürüyen bir Türkiye'de, Avrupa  hukukuna uyum konusunda yargının yapması gerekenler var.&lt;br /&gt;Bunun için bazı  klişelerden kurtulması lazım.&lt;br /&gt;Ezberlerini bozması şart.&lt;br /&gt;Yargının kendini  çok ciddi bir özeleştiri süzgecinden geçirmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;Demokratik hukuk  devletine vuran kara gölgeler bir an önce silinmeden bu ülkede adaleti çağdaş  kılmak olanaksız.&lt;br /&gt;Adli yıl açılış törenleriyle aynı gün Uluslararası Af  Örgütü, Türkiye'de yargıyı sorgulayan bir raporu dünya kamuoyuna  açıkladı.&lt;br /&gt;Yargının çok ağır işlediğini, birçok bakımdan adil olmadığını  belirten raporla ilgili olarak şöyle bir noktaya işaret edildi:&lt;br /&gt;"Türk  hükümetinin işkenceyi yok etme sözü var. Oysa, bu tür yöntemlerle sağlanan  kanıtlar, bazı Ağır Ceza Mahkemelerince kabul edilmeye devam ediliyor ve  yargıçlar bu kanıtları reddetmeye yanaşmıyorlar."&lt;br /&gt;Evet, ağır bir  eleştiri...&lt;br /&gt;Ne yapmalı?&lt;br /&gt;Çare, 'yargı çıtası'nın bu ülkede bir an önce  ciddi biçimde yükseltilmesinden geçiyor.&lt;br /&gt;Son söz:&lt;br /&gt;Yargı ve eğitim çıtaları  çağdaş düzeye çıkamayan bir ülkenin adam olması mümkün değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&lt;a href="mailto:h.cemal@milliyet.com.tr"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;h.cemal@milliyet.com.tr&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;div class="Section1"&gt; &lt;table style="border: medium none ; width: 99.98%; border-collapse: collapse;" align="left" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" width="99%"&gt; &lt;tbody&gt; &lt;tr style="height: 7.6pt;"&gt; &lt;td style="border-style: solid; border-color: silver silver gray; border-width: 0.5pt 0.5pt 3pt; padding: 0cm 3.5pt; width: 562.4pt; height: 7.6pt;" valign="top" width="750"&gt; &lt;p class="MsoNormal" style=""&gt;&lt;i&gt;Basında  Yargı Haberleri&lt;/i&gt; ...&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr style="height: 0.25pt;"&gt; &lt;td style="border-style: none solid solid; border-color: -moz-use-text-color gray gray; border-width: medium 3pt 3pt; padding: 0cm 3.5pt; background: rgb(12, 12, 12) none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; width: 562.4pt; height: 0.25pt;" width="750"&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 18pt; color: white; font-family: 'AvantGarde Bk BT';"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="background: black none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;Can&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;m  Babam Hasan &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;Ö&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;ZDER&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;İ&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;N  &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;’&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;in  Aziz Hat&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;ras&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: silver; font-family: Batang;"&gt;na,&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="background: black none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="background: black none repeat scroll 0%; font-size: 10pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; color: silver; font-family: 'Palatino Linotype';"&gt;(  13 Aralık 2004 – Söz Eylemini Yitirdi&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="background: black none repeat scroll 0%; font-size: 16pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; color: silver; font-family: 'Palatino Linotype';"&gt;...)&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: 16pt; color: silver; font-family: 'Palatino Linotype';"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt; &lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: silver; font-family: 'Trebuchet MS';"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr style="height: 0.15pt;"&gt; &lt;td style="border-style: none solid solid; border-color: -moz-use-text-color gray gray; border-width: medium 3pt 3pt; padding: 0cm 3.5pt; background: black none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; width: 562.4pt; height: 0.15pt;" width="750"&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: red; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;O&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(255, 153, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;Z&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(153, 204, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;D&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: yellow; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;E&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(255, 204, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;R&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: aqua; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;I&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(255, 102, 0); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;N&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(204, 255, 255); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: rgb(0, 204, 255); font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;M&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 14pt; color: blue; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: 11pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt; &lt;tr style="height: 0.2pt;"&gt; &lt;td style="border-style: none solid solid; border-color: -moz-use-text-color gray gray; border-width: medium 3pt 3pt; padding: 0cm 3.5pt; background: rgb(217, 217, 217) none repeat scroll 0%; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; width: 562.4pt; height: 0.2pt;" width="750"&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: 14pt;"&gt;msn:  ozderin@hotmail.com&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="background: black none repeat scroll 0%; font-size: 14pt; -moz-background-clip: -moz-initial; -moz-background-origin: -moz-initial; -moz-background-inline-policy: -moz-initial; color: red; font-family: 'Copperplate Gothic Bold'; letter-spacing: 4pt;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/div&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt; &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/34732574-115874456665687200?l=08eylul2006.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://08eylul2006.blogspot.com/feeds/115874456665687200/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=34732574&amp;postID=115874456665687200' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/34732574/posts/default/115874456665687200'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/34732574/posts/default/115874456665687200'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://08eylul2006.blogspot.com/2006/09/08-eylul-2006-cuma-gunlu-gazetelerden.html' title='08 EYLUL 2006 CUMA GUNLU GAZETELERDEN BASINDA YARGI HABERLERI'/><author><name>Metin OZDERIN</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10121960027332376506</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://img240.imageshack.us/img240/8495/gdrg2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
